Çalışma saatlerimizi yöneticiler belirliyor. Kirada oturduğumuz ev için mülk sahibinden izin bekliyoruz. Bir uygulama, nedenini açıklamadan hangi haberi göreceğimize veya hangi çalışanın sipariş alacağına karar veriyor. Mahallemizdeki parkın geleceğini ise karar verildikten sonra öğreniyoruz.
Bunlar ayrı sorunlar gibi görünebilir. Anarşist düşünce tam burada huzursuz edici bir soru sorar: Hayatımızı etkileyen kararları neden bu kararlardan etkilenenlerle birlikte almıyoruz?
Anarşizme başlangıç için ezberlenecek ilk şey belki de bir tanım değil, bu sorudur. Anarşizm, iktidarın nasıl meşrulaştırıldığını ve birlikte yaşamanın emir vermeden mümkün olup olmadığını araştıran geniş bir gelenektir. İçinde anlaşamayan yaklaşımlar bulunsa da ortak kuşku şudur: Bir kurumun eski, yasal veya güçlü olması, onun yönetme hakkını kendiliğinden kanıtlamaz.
Anarşi gerçekten kaos mu demek?
Gündelik dilde “anarşi” kargaşa ve kuralsızlık anlamında kullanılıyor. Oysa sözcüğün kökündeki “arkhe”, yönetici güç veya hükmeden otoriteyle ilgilidir; “an-arşi” kabaca yöneticisizlik demektir. Bu, insanların birbirini görmezden geldiği bir başıboşluk olmak zorunda değildir. Anarşistlerin önemli bir bölümü düzen ile yönetilmenin aynı şey olmadığını söyler. Birlikte yaşayanların kurallara ve anlaşmazlıkları çözme yollarına ihtiyacı olabilir; fakat bunların tepeden dayatılması zorunlu mudur?
Afet sonrasında ihtiyaçlarını paylaşan bir mahalle veya binlerce katkıyı birleştiren açık kaynak topluluğu kusursuz değildir; içlerinde görünmez güç ilişkileri oluşabilir. Yine de koordinasyonun her zaman bir patron ya da merkezî otorite tarafından üretilmediğini gösterirler.
Bu yüzden anarşizmin karşıtı düzen değil, tahakkümdür. Tahakküm, bir kişi veya kurumun başkalarının hayatını onların gerçek söz hakkı olmadan belirleyebilmesidir. Soru “Hiç kural olmasın mı?“dan çok şuna benzer: Kuralı kim koyuyor, karardan etkilenenler söz sahibi mi ve kural değiştirilebilir mi?
Anarşizm neyi savunur?
Mutualistler, anarşist komünistler, sendikalistler, bireyci anarşistler, anarşist feministler ve ekolojik anarşistler her konuda aynı şeyi söylemez. Yine de özgürlük, eşitlik, dayanışma ve öz yönetim arasında güçlü bir yakınlık kurarlar.
Buradaki özgürlük yalnızca başkalarının bize karışmaması değildir. Aç kalmamak için her koşula razıysak, barınmamız bir mülk sahibinin keyfine bağlıysa veya konuştuğumuzda işimizi kaybedeceksek kâğıt üzerindeki serbestlik pek az şey ifade eder. Özgürlük bu yüzden maddi koşullardan ve eşitlikten ayrı düşünülemez.
Dayanışma da güçlü birinin güçsüze lütfu değil, ortak sorunlar yaşayan insanların birbirinin kapasitesini büyütmesidir. Kira dayanışma ağı, grev fonu, gıda kolektifi veya gönüllü afet mutfağı bu fikrin bir parçasını taşıyabilir. Öz yönetim ise herkesin istediğini yapması değil, ortak hayatı etkileyen kararlara gerçekten katılabilmesidir. Dönüşümlü görevler ve geri çağrılabilen temsilciler, iktidarın kalıcı bir mesleğe dönüşmesini zorlaştıran araçlardır.
Devlet olmazsa düzen nasıl sağlanır?
Hastaneleri kim işletecek, anlaşmazlıkları kim çözecek, şiddet kullanan biri nasıl durdurulacak? “İnsanlar bir şekilde anlaşır” demek, bugünü eleştirse bile yarının sorunlarını çözmez.
Anarşist yaklaşımlar tek bir model sunmaz. Yerel meclisler, işyeri konseyleri, kooperatifler ve bunları bağlayan federasyonlar çeşitli ölçülerde denendi. Temel fikir, karar gücünün merkezde birikmemesi; daha geniş koordinasyon gerektiğinde toplulukların sınırladığı ve geri çağırabildiği delegelerin bağ kurmasıdır.
Bürokrasi yeniden oluşursa ne yapılacağı, acil durumda katılımın nasıl korunacağı ve yerel çoğunluğun azınlığı dışlamasının nasıl önleneceği kapanmış dosyalar değildir. Devlet eleştirisinin zor sorusu toplumsal işlevleri yok etmek değil; sağlık, ulaşım ve güvenlik sürdürülürken karar gücünün topluma nasıl geri verileceğidir.
Her türlü otorite reddedilir mi?
Bir cerrahın bilgisiyle bir patronun çalışanı işten çıkarma yetkisi aynı değildir. Uzmanlık daha fazla bilgi ve deneyim sahibi olmak; tahakküm ise bu farkı kalıcı bir yönetme hakkına çevirmektir. Anarşist bakış uzmanlığı yok saymak yerine sorar: Yetki hangi alanla sınırlı, bilgi denetlenebilir mi, karardan etkilenenler itiraz edebilir mi, görev sona erdiğinde güç de sona eriyor mu? Bazı durumlarda yönlendirme gerekmesi, toplumun daima yönetenler ve yönetilenler diye ayrılmasını zorunlu kılmaz.
Anarşistler şiddeti savunur mu?
Anarşist gelenek içinde şiddeti belirli koşullarda savunanlar da reddeden pasifistler de bulundu. Tek cevap vermek doğru olmaz. Fakat doğrudan eylem şiddet değildir: Grev, boykot, dayanışma ağı veya ortak üretim yoluyla insanların çözümün parçası olmasıdır.
Şiddeti yalnızca devlete karşı eylemlerde aramak da eksik kalır. Savaş, zorla yerinden edilme, polis şiddeti, iş cinayetleri ve temel ihtiyaçlardan mahrum bırakılma kurumsal şiddet tartışmasının içindedir. Bu, her karşı şiddeti haklı çıkarmaz; şu soruyu büyütür: Özgür bir toplum, insanların sesini susturan ve yeni iktidar odakları yaratan yöntemlerle kurulabilir mi?
Anarşizm sosyalizmle aynı mı?
Anarşizm tarihsel olarak sosyalist hareketlerin içinde gelişti. Kapitalizmin, mülk sahipleriyle yaşamak için emeğini satmak zorunda olanlar arasında eşitsiz bir güç ilişkisi yarattığı düşüncesi birçok anarşist gelenekte merkezîdir. Ana ayrım devlet iktidarındadır. Devleti ele geçirip geçiş aracı olarak kullanmayı savunan akımlara karşı anarşistler, özgürlüğün sonraya ertelenmesine kuşkuyla bakar; merkezî aygıtın yeni bir yönetici sınıf üretebileceğinden kaygı duyar.
“Anarko-kapitalizm” adı bu yüzden tartışmalıdır. Tarihsel anarşist hareketlerin çoğu patronluğu, ücretli emeği ve servet yoğunlaşmasını da iktidar biçimleri sayar; kapitalizm ile anarşizmin bağdaşmadığını savunur.
İnsan doğası buna uygun mu?
Çevremizde rekabetin ve şiddetin örnekleri var; dayanışma, bakım ve ortak üretim kapasitesi de gerçek. Anarşizmin insanları doğuştan iyi sayması gerekmez. Soru tersinden kurulabilir: İnsanlar hataya ve güçle yozlaşmaya açıksa neden bazılarına sürekli ve zorlayıcı yetki verelim?
Yatay olduğunu söyleyen her topluluk eşit değildir. Unvanlar kalktığında para, eğitim veya toplumsal cinsiyet üzerinden gayriresmî iktidarlar oluşabilir. Bu görünmez hiyerarşiler de sorgulanmalıdır.
Anarşizm gündelik hayatta neye benzer?
Bugün iktidar yalnızca devlet dairesinde değil. Mesaimizi bir uygulama, alacağımız işi puanlama sistemi, göreceğimiz içeriği algoritma belirleyebiliyor. Kiralar yükselirken kentte kimin yaşayacağına fiilen mülk sahipleri karar veriyor. İklim krizinin yükü de eşit paylaşılmıyor. Bu yüzden anarşizm “devlet olsun mu?” tartışmasına sığmaz. İşyerinde karar hakkı, teknolojinin mülkiyeti, bakım emeği ve ekolojik yıkım da özgürlük meselesidir.
İşçi kooperatifleri, çalışanların yönettiği platformlar, kiracı örgütlenmeleri, özgür yazılım projeleri ve karşılıklı yardım ağları güncel arayışlardan bazılarıdır. Hiçbiri iktidarı kendiliğinden ortadan kaldırmaz: Kooperatif piyasanın baskısıyla kötü koşullar üretebilir, dijital topluluk birkaç uzmanın etkisine girebilir. Yine de karar ile sonuç arasındaki mesafeyi kısaltmanın mümkün olup olmadığını sınarlar.
Peki anarşizme nereden başlanır?
Belki kendimize yakın bir yerden. Çalıştığımız yerde kararları kimin aldığını, evde görünmeyen emeğin nasıl bölüşüldüğünü veya kullandığımız platformun bizi hangi kurallara bağladığını izleyebiliriz. Bir yetki gerçekten gerekli mi, yoksa yalnızca alışılmış mı? Karardan etkilenenler kararın neresinde? Sorumluluk paylaşılabilir mi? Bir sorunu çözerken yeni bir ayrıcalık mı yaratıyoruz?
Anarşizm değişmez cevaplar veren kapalı bir öğreti değil; tartışan fikirlerin, yenilgilerin, dayanışma pratiklerinin ve yeniden başlama çabalarının oluşturduğu bir alan. Onu ilginç kılan kusursuz bir gelecek resmi vermesi değil, doğal ve kaçınılmaz görünen iktidar ilişkilerini yeniden tartışmaya açmasıdır.
Devletsiz bir toplumun nasıl işleyeceğini sormak önemlidir. Fakat aynı açıklıkla şunu da sorabiliriz: Devletli, patronlu ve giderek algoritmalar tarafından düzenlenen bugünkü toplum nasıl işliyor; kimin için işliyor ve bedelini kim ödüyor?
Anarşizme başlangıç, hazır bir cevaba varmak olmayabilir. Bazen uzun zamandır cevap sanılan şeylerin yeniden soru hâline gelmesidir.
Daha fazla düşünmek için
- Anarchism — Stanford Encyclopedia of Philosophy
- Platform Labour in Search of Value — Uluslararası Çalışma Örgütü
Bu metin Aykırı Medya Kolektifi’nin ortak çalışmasıdır. İçerik tek bir kişinin imzasını veya değişmez görüşünü temsil etmez; tartışmaya açık, anonim ve kolektif bir düşünme sürecinin parçasıdır.