Her düzen, kendi zorunluluğunu önce bir hikâyeye dönüştürür. İtaat, çoğu zaman korkudan değil, başka bir dünyayı hayal edememekten doğar.
Her düzen, kendi zorunluluğunu önce bir hikâyeye dönüştürür. Bize “başka türlüsü mümkün değil” denmez; bunu kendimiz söyler hâle geliriz. Otoritenin en sağlam dayanağı zor değil, rızadır — daha doğrusu, rıza gibi görünen alışkanlıktır.
İtaatin görünmez biçimleri
Bir emir her zaman yüksek sesle verilmez. Çoğu zaman:
- bir takvim,
- bir form,
- bir “böyle gelmiş böyle gider” cümlesi
biçiminde gelir. Görünmez olan, sorgulanamaz hâle gelir.
İtaat, çoğu zaman korkudan değil, başka bir dünyayı hayal edememekten doğar.
Asıl soru şu: itaat ettiğimiz şeyin meşruiyetini kim, ne zaman ve hangi hikâyeyle kurdu? Bu soruyu sormak, otoriteyi yıkmak değildir; yalnızca onu yeniden görünür kılmaktır.