Aykırı Medya

Uzmanlık Krizi: Bilene Neden Güvenmiyoruz?

Bir zamanlar “uzman söyledi” cümlesi tartışmayı bitirmeye daha yakındı. Bugün aynı cümle yeni bir tartışmanın başlangıcı olabiliyor. Hekim konuşuyor, karşısına başka bir hekim çıkarılıyor.

Bir zamanlar “uzman söyledi” cümlesi tartışmayı bitirmeye daha yakındı. Bugün aynı cümle yeni bir tartışmanın başlangıcı olabiliyor. Hekim konuşuyor, karşısına başka bir hekim çıkarılıyor. Ekonomist bir şey söylüyor, birkaç dakika sonra tam tersini savunan başka bir ekonomist ekranda. Deprem uzmanları farklı olasılıklardan söz ediyor, sosyal medyada kesin tarih veren hesaplar daha fazla ilgi çekebiliyor. Bilgi çoğaldı, ama güven aynı hızla büyümedi.

Bunu yalnız “insanlar cahilleşti” diye açıklamak kolay. Fakat eksik. İnsanların kurumlarla ilişkisi de değişti. Hatalar daha görünür, çıkar ilişkileri daha kolay ortaya çıkıyor, bilimsel anlaşmazlık medya tarafından çatışma gösterisine çevriliyor. Üstelik uzmanlık bazen gerçekten kendi sınırını aşarak “ne olduğunu” anlatmaktan “ne yapılması gerektiğini” buyurmaya geçiyor. Güvensizlik yalnız bilgisizliğin değil, geçmişte duyulmamış olmanın da sonucu olabilir.

Hatasız görünmek güveni kırabilir

Uzman bilgisinin gücü yanılmaz olmasından değil, yanılmayı azaltan yöntemlere dayanmasından geliyor. Araştırma tekrarlanabilir, veri tartışılabilir, başka uzmanlar eleştirebilir. Fakat kamusal iletişimde bu belirsizlik çoğu zaman zayıflık gibi görülüyor. Kurum kesin konuşmak istiyor. “Şu anda bildiğimiz kadarıyla” yerine “durum budur” diyor.

Sonra yeni veri geliyor ve öneri değişiyor. Bilimin normal işleyişi olan düzeltme, dışarıdan bakıldığında “Dün başka söylüyorlardı” duygusu yaratıyor. Kurum başlangıçtaki belirsizliği açıkça paylaşmadıysa yön değiştirmesi kolayca güven kaybına dönüşüyor.

Burada garip bir paradoks var. İnsanların güvenini korumak için kesin konuşan uzmanlık, yanıldığında güveni daha sert kaybediyor. Yanılabilir olduğunu baştan kabul eden uzmanlık ise ilk anda daha zayıf görünebilir ama ilişkiyi kişisel otoriteden yönteme taşıyabilir.

Televizyon tartışması bilimsel tartışma değil

Bilimsel görüş ayrılıkları gerçek. Aynı veriyi farklı yorumlayan araştırmacılar olabilir; özellikle yeni ve karmaşık meselelerde belirsizlik yüksektir. Fakat medya bu anlaşmazlığı çoğu zaman “iki eşit taraf” biçiminde kuruyor. Bir tarafta yılların araştırması, diğer tarafta birkaç marjinal iddia bulunabilir; ekranda ikisine de aynı sandalye verildiğinde kanıt ağırlığı eşitmiş gibi görünebilir.

Tersine, çoğunluk görüşünü tek doğru diye sunmak da sorunlu. Bilimsel konsensüs önemli bir işaret olsa da tartışmanın sona erdiği anlamına gelmez. Mesele sandalye sayısı değil; hangi iddianın hangi kanıta dayandığını gösterebilmek.

Uzmanlık krizi biraz da burada büyüyor. İnsan, hangi uzmanın neden daha güvenilir olduğunu anlayamıyorsa unvanlar arasında seçim yapmak zorunda kalıyor. “Profesör” kelimesi tek başına pusulaya dönüşüyor ya da tam tersine bütün uzmanlık reddediliyor.

Kurum geçmişini yanında taşır

Bir topluluğun bir kuruma güvenmemesi bazen bugünkü açıklamayla ilgili değildir. Daha önce ciddiye alınmamış, zarar görmüş ya da sürekli kendisini kanıtlamak zorunda bırakılmış olabilir. “Bize güvenin” çağrısı, o hafızayı silmiyor.

Sağlık sisteminde yıllarca şikâyeti küçümsenmiş hasta, yeni öneriye daha kuşkuyla yaklaşabilir. Çevresel zarar konusunda sözü dinlenmemiş mahalleli, sonraki “uzman raporu”nu yalnız teknik belge olarak görmeyebilir. İşyerinde performans sistemi sürekli çalışan aleyhine kullanılmışsa yeni veri projesinin tarafsız olduğuna inanmak zorlaşır.

Bu güvensizliği irrasyonel diye kenara itmek kısa yol. İnsanlar bazen yanlış çıkarım yapabilir; komplo teorileri ve sahte uzmanlık gerçek zararlar üretebilir. Ama güveni yalnız doğru bilgi vermekle geri getirmeye çalışmak, ilişkinin tarihini kaçırabilir.

Uzmanlık ile temsil birbirine karıştığında

Uzman belirli bir konuda daha çok bilgiye sahip olabilir. Bu bilgi ona daha fazla dinlenme hakkı verir; toplum adına değer seçme yetkisini otomatik olarak vermez. Bir mühendis barajın teknik riskini hesaplayabilir, ama hangi köyün taşınmasının kabul edilebilir olduğuna yalnız mühendislik karar veremez. Bir ekonomist farklı vergi seçeneklerinin etkisini modelleyebilir, ama eşitsizliğin hangi düzeyinin “kabul edilebilir” olduğunu veri seti belirlemez.

Sorun, uzmanlığı küçültmek değil; nerede bittiğini görmek. Siyasi karar sahibi “bilim böyle söylüyor” diyerek kendi tercihini uzmanın arkasına sakladığında uzman da istemeden siyasi kalkan haline gelebilir. Sonra karardan zarar gören kişinin öfkesi yönteme değil bilginin kendisine yönelir.

Uzmanlığın saygınlığını korumanın yolu belki ona daha fazla hükmetme hakkı vermek değil; sınırını daha açık çizmek.

Güvenmek zorunda olmamak

Güveni genellikle bir kişiye inanmak gibi düşünüyoruz. Oysa daha sağlam güven, kişiye körü körüne bağlanmamayı mümkün kılan kurumlardan doğabilir. Verinin nereden geldiği görülebiliyorsa, çıkar ilişkileri açıklanıyorsa, farklı uzmanların itirazı bastırılmıyorsa, hata kaydı tutuluyorsa ve karar değiştirilebiliyorsa güven tek kişinin karizmasına daha az muhtaç kalır.

Bu, herkesin her araştırmayı baştan denetlemesi gerektiği anlamına gelmez. Böyle bir şey mümkün değil. Modern hayat başkalarının bilgisini kullanmadan yürümüyor. Fakat “Ben bilmiyorum, o halde kim söylerse inanırım” ile “Ben bilmiyorum ama bu bilginin nasıl üretildiğini ve nasıl düzeltilebildiğini görebiliyorum” arasında önemli bir mesafe var.

Belki uzmanlık krizinin asıl tehlikesi uzmanlara duyulan kuşkunun artması değil. İnsanların güvenebileceği ilişkiler zayıfladığında boşluğu en kesin konuşanın doldurması. Yanlış bilgi çoğu zaman bilgiden daha rahat bir şey sunuyor: belirsizliği ortadan kaldıran kesinlik.

Bilenin yanılabileceğini kabul etmek zor. Ama belki güvenin başladığı yer tam da orası: Birinin çok şey bilmesi değil, bilmediği yeri saklamaması.

Paylaş

Bu yazı yalnızca bu dilde mevcut.

Yorumlar · Yorum yok

Yorum yapmak için giriş yapın.

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Bülten

Yeni yazılardan haberdar olmak için e-posta adresinizi bırakın.

Çerezler. Ziyaret istatistiklerini tutmak için çerez kullanıyoruz. Reddetseniz de siteyi olduğu gibi okuyabilirsiniz. Gizlilik ve Çerez Politikası