Aykırı Medya

Uzmanlık Krizi: Bilene Neden Güvenmiyoruz?

Bir salgın, deprem veya ekonomik kriz sırasında uzmanlar farklı konuşuyor; kurumlar belirsizliği sakladıkça insanlar bilginin kendisinden kuşkulanıyor.

Bir salgın, deprem veya ekonomik kriz sırasında uzmanlar farklı konuşuyor; kurumlar belirsizliği sakladıkça insanlar bilginin kendisinden kuşkulanıyor. Bu sahne, uzmanlık krizi: bilene neden güvenmiyoruz? meselesini soyut bir siyaset tartışması olmaktan çıkarıyor. bilim, medya ve kamu yönetimi içinde verilen kararların sonucu doğrudan karar vermeye çalışan yurttaşlar tarafından yaşanıyor; fakat karar yetkisi, kullanılan bilgi ve itiraz yolu aynı ölçüde paylaşılmıyor. Uzmanlık ortak hayat için vazgeçilmez olabilir; onu tahakkümden ayıran şey bilginin büyüklüğü değil, yetkinin sınırlı ve denetlenebilir olmasıdır. Bu nedenle ilk bakılması gereken yer, kimin iyi ya da kötü niyetli olduğu değil, kararın kimde toplandığı ve o kararın geri çevrilip çevrilemediğidir.

Otorite çoğu zaman açık bir emirle değil, seçeneklerin önceden düzenlenmesiyle çalışır. İnsanlara “özgürce seçebilecekleri” söylenir; ancak reddetmenin bedeli, bilgiye erişimin eşitsizliği ve alternatiflerin zayıflığı konuşulmaz. uzmanlığı hatasızlık ve itaat beklentisiyle sunmak tam da bu boşlukta ortaya çıkar. Kişi hukuken özgür görünürken geçimini, barınmasını, güvenliğini veya ait olduğu topluluğu kaybetmemek için belirli davranışlara yönelir. Böylece itaat, dışarıdan dayatılan tek bir hareket olmaktan çıkar; gündelik hayatın makul tercihi gibi yerleşir. OECD’nin son güven araştırmaları, insanların yalnız hizmet sonucuna değil siyasal sözlerinin etkili olup olmadığına da baktığını gösteriyor. Ulusal yönetime yüksek veya orta düzeyde güven bildirenlerin oranının yaklaşık yüzde 39’da kalması, otorite tartışmasını kişisel sevgi ya da öfkeden çıkarıp karar süreçlerinin niteliğine taşımak için önemli bir işaret.

Belirsizliği saklayan uzman dili

Kurum kesin konuşup sonra yön değiştirdiğinde kuşku yönteme değil bütün bilgiye yönelebilir. Meselenin siyasal yanı tam burada belirir. uzmanlığı hatasızlık ve itaat beklentisiyle sunmak yalnız yanlış bir uygulama değildir; kimi deneyimlerin karar sayılıp kimilerinin kişisel yakınma diye geriye itilmesini sağlar. karar vermeye çalışan yurttaşlar aynı kuralla karşılaşsa bile aynı pazarlık gücüne sahip değildir. Bu yüzden eşit yazılmış bir prosedür, maddi koşullar eşitsizken eşit sonuç veya eşit söz hakkı üretmeyebilir.

Uzmanlık Krizi: Bilene Neden Güvenmiyoruz? tartışmasında asıl sınav, belirsizliği saklayan uzman dili hakkında çıkan sonuç hoşumuza gitmediğinde başlar. Ortak karar her zaman uzlaşma üretmez; bazen azınlıkta kalırız veya uzman değerlendirmesine katılmayız. Yine de gerekçeyi görebiliyor, karara itiraz edebiliyor ve gelecekte kuralı değiştirebiliyorsak yönetilen bir nesne olmaktan uzaklaşırız. Katılımın değeri herkesin istediğini alması değil, kimsenin baştan görünmez sayılmamasıdır.

Çelişen görüşlerin medya sahnesi

Bilimsel anlaşmazlık bağlamından koparıldığında her iddia eşit kanıt taşıyormuş gibi görünür. İlk bakışta bunun pratik bir zorunluluk olduğu düşünülebilir. Gerçekten de karmaşık işlerin hafıza, uzmanlık ve süreklilik istediği inkâr edilemez. Ancak bu ihtiyaç, bilginin niçin paylaşılmadığını ya da görevin neden geri alınamaz hâle geldiğini açıklamaz. bilim, medya ve kamu yönetimi içinde düzeni korumakla belirli kişilerin konumunu korumak aynı şey değildir; ikisi birbirine karıştığında kurum kendi yapısını ihtiyaç diye sunar.

Çelişen görüşlerin medya sahnesi bakımından bir hata ortaya çıktığında yalnız suçlu aramak da yeterli değildir. bilim, medya ve kamu yönetimi içinde kişi değiştirilip aynı bilgi tekeli, aynı teşvik ve aynı kapalı süreç korunursa sorun başka bir adla sürer. Açık hata kaydı, bağımsız inceleme ve karar vermeye çalışan yurttaşlar tarafından anlatılan zarar güveni zayıflatmaz; güveni kişisel sadakatten çıkarıp denetlenebilir ilişkiye taşır. Hesap vermek, geçmişi açıklamanın yanında gelecekteki kararı değiştirecek bir sonuç doğurmalıdır.

Yaşanmış deneyimin dışlanması

Yerel ve bedensel bilgi araştırmanın yerine geçmez; fakat hangi sorunun sorulacağını değiştirebilir. Burada yalnız resmî yetkiye bakmak yanıltıcıdır. Gündemi belirleme, teknik dili kullanma, bekletebilme ve başkasını sürekli açıklama yapmaya zorlama da iktidar biçimleridir. karar vermeye çalışan yurttaşlar açısından kararın içeriği kadar karar karşısında muhatap bulabilmek önemlidir. Adı konmamış güç, sorumlusu belli olmadığı için bazen açık bir makamdan daha zor denetlenir.

Yaşanmış deneyimin dışlanması söz konusu olduğunda “her karar herkese bırakılamaz” itirazı yapılabilir ve bu itiraz ciddidir. Zaman sınırlıdır, bilgi eşit dağılmaz, bazı hataların bedeli ağırdır. Fakat bilim, medya ve kamu yönetimi içindeki çözüm, uzmanlığı sınırsız son söze çevirmek olmak zorunda değildir. Görevin kapsamı ve süresi açıklanabilir, gerekçe anlaşılır kılınabilir, karardan etkilenenlerin deneyimi uygulama sırasında geri dönebilir. Böyle bir düzen yavaşlık üretse bile hatayı erken görme ve kararı düzeltme kapasitesi kazanır.

Güvenin toplumsal koşulları

Geçmişte zarar gören gruplardan yalnız kuruma inanmalarını istemek tarihsel hafızayı yok sayar. Bu başlık, iyi niyetle çözülecek bir karakter sorunundan fazlasını anlatıyor. Aynı kişi bugün dikkatli, yarın yorgun veya baskı altında olabilir; kurum buna rağmen çalışmak zorundadır. belirsizlik açıklığı, çoğul uzmanlık ve yöntem şeffaflığı bu nedenle bir ahlak tavsiyesi değil, gücün kötüye kullanılabileceğini baştan kabul eden bir ilişki düzenidir. Özgürlük, doğru kişiye güvenmekten çok güvenmek zorunda kalmayacağımız denetim yollarını kurabilmekle ilgilidir.

Uygulanabilir bir değişiklik için maddi koşullar da hesaba katılmalıdır. Toplantı çağrısı yapmak, zamanı ve bakım desteği olmayan insanlara gerçek katılım sağlamaz. Belgeyi yayımlamak, teknik dili çözemeyen kişi için açıklık sayılmaz. belirsizlik açıklığı, çoğul uzmanlık ve yöntem şeffaflığı ancak zaman, çeviri, erişilebilir bilgi ve cezalandırılmadan konuşma güvencesiyle birleştiğinde güçlülerin sesini yeniden üretmekten çıkar.

Yanılabilir ama hesap verebilir uzmanlık

Yöntemi, çıkar ilişkisini ve düzeltmeyi açıklamak otoriteyi azaltıp bilgiyi güçlendirebilir. Bu ayrıntı küçük görünebilir; yine de bilim, medya ve kamu yönetimi içindeki güç ilişkisinin gündelik olarak nasıl kurulduğunu açığa çıkarır. Kuralın metninden önce bilgiye kimin eriştiğine, toplantıyı kimin hazırladığına ve reddetmenin karar vermeye çalışan yurttaşlar için hangi bedeli doğurduğuna bakmak gerekir. Otorite çoğu kez yüksek sesli bir emirden değil, seçeneklerin baştan daraltılmasından güç alır. İnsan seçim yapıyor gibi görünürken seçim alanının sınırları başka bir yerde çizilmiş olabilir.

Güven, uzmanın hiç yanılmamasından mı yoksa yanıldığında hesabını verebilmesinden mi doğar? Bu soru tek bir kurum modeliyle yanıtlanamaz. Küçük yapılar yüz yüze baskı, büyük yapılar uzak bürokrasi, dijital yapılar görünmez otomasyon üretebilir. Bu nedenle ölçek veya teknoloji tek başına kurtarıcı değildir. Belirleyici olan, kaynakların ve bilginin dağılıp dağılmadığı; yetkinin geri çağrılıp çağrılamadığı ve itirazın kişisel cesarete bırakılıp bırakılmadığıdır.

İktidar çoğu zaman yalnız yasak koyduğu yerde değil, neyin tartışmaya değer olduğunu belirlediği yerde güçlenir. bilim, medya ve kamu yönetimi hakkında kurulan düzen değişmez bir doğa yasası değildir; geçmiş kararların, maddi çıkarların ve tekrarlanan alışkanlıkların sonucudur. Onu değiştirmek her sorunu bir anda çözmez, fakat bugün zorunlu görünen ayrımları yeniden konuşulabilir hâle getirir. Özgürleşme belki de yönetimin bütünüyle yok olduğu bir son duraktan önce, karar gücünün sürekli aşağıya çekildiği, bilginin paylaşıldığı ve hiçbir yetkinin kendisini doğal sayamadığı uzun bir pratikte başlar.

Paylaş

Bu yazı yalnızca bu dilde mevcut.

Yorumlar · Yorum yok

Yorum yapmak için giriş yapın.

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Bülten

Yeni yazılardan haberdar olmak için e-posta adresinizi bırakın.

Çerezler. Ziyaret istatistiklerini tutmak için çerez kullanıyoruz. Reddetseniz de siteyi olduğu gibi okuyabilirsiniz. Gizlilik ve Çerez Politikası