Aykırı Medya

Hiyerarşi

Hiyerarşi denildiğinde çoğu kişinin aklına bir kurum şeması geliyor: En üstte müdür, altında yardımcıları, sonra birim sorumluları ve en aşağıda işi yapanlar.

Hiyerarşi denildiğinde çoğu kişinin aklına bir kurum şeması geliyor: En üstte müdür, altında yardımcıları, sonra birim sorumluları ve en aşağıda işi yapanlar. Çizgiler kimin kime bağlı olduğunu, okun uçları talimatın hangi yönde ilerlediğini gösteriyor. Bu şema o kadar tanıdık ki yalnızca bir örgütlenme biçimi değil, düzenin kendisi gibi algılanıyor. Bir topluluk büyüdüğünde katmanlara ayrılması, bir iş karmaşıklaştığında üst ve alt makamların oluşması, bazı insanların yönetip bazılarının uygulaması sanki hayatın doğal akışıymış gibi kabul ediliyor.

Oysa hiyerarşi yalnızca görevlerin farklılaşması değildir. Bir ameliyatta cerrahla hemşirenin farklı işler yapması, bir orkestrada herkesin aynı enstrümanı çalmaması veya deneyimli bir ustanın çırağa yol göstermesi kendi başına hiyerarşik tahakküm oluşturmaz. Hiyerarşi, farklılığın kalıcı bir üstünlük ve itaat ilişkisine çevrildiği yerde başlar. Bir kişinin belirli bir konuda daha fazla bilmesiyle, başkasının bütün davranışları üzerinde söz sahibi olması arasında önemli bir mesafe vardır. Bu mesafe görünmez olduğunda iş bölümü kolayca insan bölünmesine dönüşür.

Görev farkı nasıl statü farkına dönüşür?

Bir topluluk ortak işini yürütmek için koordinasyona ihtiyaç duyabilir. Birinin toplantıyı kolaylaştırması, diğerinin bütçeyi izlemesi, bir başkasının dış iletişimi üstlenmesi makul bir görev paylaşımıdır. Sorun, bu görevlerin bilgiye ve karara erişim sağlayarak zamanla ayrıcalığa dönüşmesidir. Bütçeyi tutan kişi paranın nereye gittiğini yalnız kendisi biliyorsa, iletişimi yürüten kişi topluluk adına kendi görüşünü anlatmaya başlıyorsa veya toplantıyı yöneten kişi gündemi de tek başına belirliyorsa biçimsel görev gerçek iktidar üretir.

Bu dönüşüm her zaman kötü niyetle gerçekleşmez. İnsanlar işi hızlı yürütmek için deneyimli kişiye daha çok bırakır, o kişi sorumluluk aldıkça daha fazla bilgi toplar, bilgi toplandıkça ona duyulan ihtiyaç artar. Bir süre sonra “Onsuz bu iş yürümez” denmeye başlanır. Hiyerarşi çoğu zaman ilk anda verilen büyük bir yetkiyle değil, küçük kolaylıkların birikmesiyle kurulur. Görevlerin dönüşümlü olması, bilginin paylaşılması ve yetkinin geri alınabilmesi bu nedenle yalnızca demokratik nezaket değil, güç birikimini önleyen pratik araçlardır.

Yüksekte olmak neden daha değerli sayılıyor?

Hiyerarşik düzen yalnızca kimin emir verdiğini değil, hangi işin değerli sayıldığını da belirler. Kurumlarda karar verenlerin emeği stratejik, uygulayanlarınki sıradan görülür. Temizlik, bakım, yemek, arşiv ve teknik destek gibi işler görünmezleşirken bu işleri yönetenlerin unvanları öne çıkar. Oysa yöneticiler birkaç gün çalışmadığında kurum yavaşlayabilir; temizlik, bakım veya altyapı çalışanları birkaç gün çekildiğinde hayat bütünüyle durabilir. Değer ile statü arasındaki bu terslik, hiyerarşinin nasıl bir algı düzeni kurduğunu gösterir.

Üstelik yukarı çıkmak başarıyla özdeşleştirilir. İyi bir öğretmenin sınıftan uzaklaşıp yönetici olması, iyi bir ustanın üretimden çekilip başkalarını denetlemesi kariyer ilerlemesi sayılır. İşini doğrudan yapmaya devam etmek ise yerinde saymak gibi görülür. Böylece toplum, gerekli işi iyi yapmayı değil, o işi yapanlar üzerinde yetki kazanmayı ödüllendirir. Hiyerarşi yalnızca üsttekilere ayrıcalık vermez; alttakilere de kurtuluşun birlikte koşulları değiştirmekten değil, sırayla yukarı çıkmaktan geçtiğini öğretir.

Görünmez hiyerarşiler daha masum değil

Bazı topluluklar resmî unvanları kaldırdığında hiyerarşinin de ortadan kalktığını düşünür. Başkan yoktur, herkes eşittir, toplantı açıktır. Fakat kim daha rahat konuşuyor, kimin sözü daha ciddi kabul ediliyor, kim yeni gelenlerle ilişki kuruyor, teknik araçların şifresi kimde ve görünmeyen işleri kim yapıyor? Resmî yapı olmadığında bu güç ilişkileri bazen daha zor fark edilir. Çünkü itiraz edilecek makam belli değildir; “Bizde lider yok” cümlesi fiilî liderliği eleştiriden koruyabilir.

Görünmez hiyerarşiler eğitim, yaş, cinsiyet, ekonomik güvence, sosyal çevre ve konuşma becerisi üzerinden kurulabilir. Çok zamanı olan kişi toplantıların tamamına katılır ve hafızayı elinde tutar. Teknik dili bilen kişi seçenekleri tanımlama gücü kazanır. Çevresi geniş olan kişi dışarıdaki ilişkilerin kapısını kontrol eder. Eşitlik iddiası bunları kendiliğinden yok etmez. Tam tersine, güç farklarını konuşmayı ayıp sayıyorsa onların yerleşmesine yardım eder. Hiyerarşiyle mücadele, yalnızca unvanları değil, söz ve imkân dağılımını da görünür kılmayı gerektirir.

Her dikey ilişki aynı mı?

Hiyerarşi eleştirisi bazen bütün asimetrileri aynı saydığı için haklı itirazlarla karşılaşır. Küçük bir çocukla yetişkin, öğrenciyle deneyimli uzman, acil durumda koordinasyonu üstlenen kişiyle diğerleri arasında gerçek farklar vardır. Bir yangın sırasında herkesin uzun bir tartışmayla ortak karar vermesi beklenemez. Deneyimli kişinin yönlendirmesi hayat kurtarabilir. Buradan kalıcı ve sınırsız otorite sonucu çıkarmak ise başka bir adımdır.

Geçici, işlevsel ve denetlenebilir yetkiyle kişinin değerine bağlanan kalıcı üstünlük ayrılabilir. Acil durumda koordinasyon görevi alan kişi, tehlike geçtikten sonra aynı yetkiyi sürdürmek zorunda değildir. Uzmanın bilgisi dinlenebilir, fakat kararın etik ve toplumsal sonuçları yalnız ona bırakılamaz. Çocuğu korumak için konan sınır, onun giderek artan karar kapasitesini yok saymamalıdır. Hiyerarşi eleştirisinin güçlü hâli farkları inkâr etmez; farkların neden itaate, ayrıcalığa ve değişmez statüye dönüştüğünü sorar.

Merdiveni kaldırmak yetmez

Hiyerarşisiz bir düzeni düşünürken yalnızca tepedeki kişiyi indirmek yeterli değildir. Kaynaklar, bilgi, zaman ve güvence eşitsiz dağılmışsa yeni bir üst kat kısa sürede oluşabilir. Herkesin söz hakkı bulunabilir, fakat bazıları konuştuğunda işini kaybetme riski taşıyorsa bu hak eşit kullanılamaz. Görevler dönüşebilir, fakat bakım yükü yüzünden toplantıya gelemeyenler kararların dışında kalabilir. Yapısal eşitsizlikler değişmeden yalnızca yataylık ilan etmek, iyi niyetli bir dekor yaratabilir.

Yine de hiyerarşiyi kaçınılmaz saymak için bir neden yok. İnsanlar görevleri döndürerek, geri çağrılabilir yetkiler vererek, kararları mümkün olan en yakın düzeyde alarak ve bilgiyi ortaklaştırarak başka ilişkiler kurabiliyor. Bu yöntemler yavaşlayabilir, çatışma üretebilir ve bazen başarısız olabilir. Fakat hiyerarşi de verimli görünen kararlarının bedelini sessizlik, yabancılaşma ve sorumluluğun yukarıya devriyle ödetir. Asıl soru, düzen için farklara ihtiyaç duyup duymadığımız değil; farkların neden bazı insanları sürekli yukarıda, bazılarını sürekli aşağıda tuttuğudur.

Paylaş

Bu yazı yalnızca bu dilde mevcut.

Yorumlar · Yorum yok

Yorum yapmak için giriş yapın.

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Bülten

Yeni yazılardan haberdar olmak için e-posta adresinizi bırakın.

Ziyaret istatistiklerini tutmak için çerez kullanıyoruz. Gizlilik ve Çerez Politikası