Aykırı Medya

Rıza Nasıl Üretiliyor? İkna Edilmiş İtaatin Yeni Biçimleri

“Kimse seni zorlamıyor.” Günümüzün en güçlü iktidar cümlelerinden biri bu olabilir. Uygulamayı kullanmak istemiyorsan kullanma, iş koşullarını beğenmiyorsan başka işe gir, platformun kurallarını kabul etmiyorsan hesabını kapat, sözleşmeyi istemiyorsan imzalama.

“Kimse seni zorlamıyor.” Günümüzün en güçlü iktidar cümlelerinden biri bu olabilir. Uygulamayı kullanmak istemiyorsan kullanma, iş koşullarını beğenmiyorsan başka işe gir, platformun kurallarını kabul etmiyorsan hesabını kapat, sözleşmeyi istemiyorsan imzalama. Her yerde bir çıkış kapısı varmış gibi görünüyor.

Ama kapının açık olması, çıkmanın mümkün olduğu anlamına gelmiyor. Başka iş yoksa, bütün arkadaş çevresi aynı platformdaysa, banka hesabı olmadan gündelik hayat neredeyse yürümüyor veya barınma seçenekleri çok sınırlıysa “hayır” demenin maliyeti büyüyor. Rıza tam da bu nedenle yalnız bir düğmeye basılan anda anlaşılabilecek bir şey değil. Seçeneğin kendisine değil, reddetmenin bedeline de bakmak gerekiyor.

“Kabul ediyorum” neyi kanıtlıyor?

İnternette yıllardır küçük bir ritüel yaşıyoruz. Uzun metin çıkıyor, aşağı kaydırıyoruz, kutucuğu işaretliyoruz. Hukuken bir irade beyanı oluşuyor. Gündelik deneyimde ise çoğu insan neyi kabul ettiğini ayrıntısıyla bilmiyor.

Sorun yalnız metinlerin uzun olması değil. Hizmete erişim ile onay aynı kapıya bağlandığında tercih tuhaflaşıyor. Gerçekten seçmekten çok geçiş izni alıyoruz. Üstelik bu yalnız dijital sözleşmelere özgü değil. İşyerinde “gönüllü” fazla mesai, okulda “isteğe bağlı” etkinlik, kurum içinde “tercihe bırakılan” görünürlük beklentisi de reddeden kişinin bedel ödeyeceği bir ortamda farklı anlam kazanıyor.

İnsanların her zor koşulda iradesiz olduğunu söylemek de doğru değil. Baskı altında bile insanlar hesap yapar, küçük alanlar açar, bazen uyum gösterir, bazen karşı çıkar. Fakat seçim kapasitesini ciddiye almak, seçeneklerin eşit olduğunu varsaymayı gerektirmiyor.

Emir vermeden davranışı yönlendirmek

Rıza üretmenin daha ince biçimleri emir vermiyor; ortamı düzenliyor. Telefon uygulamasındaki parlak “devam et” düğmesi ile küçük puntolu “ayarları yönet” bağlantısı aynı hukuki seçenekleri sunabilir, ama aynı psikolojik ağırlığa sahip değildir. İşyerinde saat 18.00’de kimse “kal” demeyebilir; yönetici ve bütün ekip çevrim içi kalmaya devam ettiğinde çıkmak başka bir anlama gelir.

Bu küçük tasarımlar önemsiz görünür. Oysa gündelik hayatın büyük bölümü açık yasaklardan çok varsayılan seçeneklerle ilerliyor. İnsan her seferinde yeniden düşünmek yerine önüne konmuş yolu izliyor. İktidar da bazen tam burada sessizleşiyor: “Şunu yap” demek yerine diğer seçenekleri daha zahmetli, daha utandırıcı veya daha pahalı hale getiriyor.

Böyle bir düzen kişinin kendi tercihiyle hareket ettiği hissini koruyor. Bu his bütünüyle sahte olmayabilir. İnsan gerçekten tercih yapıyor; fakat tercih sahasının mimarı kendisi değil.

Bize göre hazırlanmış ikna

Eski propaganda fikrinde aynı mesajın herkese tekrarlandığını düşünürüz. Bugün ise aynı ürün, siyasi mesaj veya yaşam tarzı farklı insanlara farklı gerekçelerle sunulabiliyor. Dijital sistemler yalnız neye tıkladığımızı değil, hangi tür içerikte daha uzun kaldığımızı, neyin bizi öfkelendirdiğini, ne zaman alışveriş yaptığımızı da öğrenebiliyor.

Buradaki sorun insanların etkilenmesi değil. Hepimiz konuşmalardan, çevremizden, reklamlardan, kitaplardan etkileniyoruz. Hiç etkilenmemiş saf bir irade yok. Rahatsız edici olan, ikna girişiminin kendisinin görünmezleşmesi. Aynı kamusal tartışmanın farklı kişilere farklı yüzleri gösterildiğinde, hangi iddianın kimlere söylendiğini birlikte denetlemek zorlaşıyor.

Karşılıklı konuşmada karşımızdaki kişinin ne söylediğini biliriz ve cevap verebiliriz. Kişiselleştirilmiş iknada ise bazen aynı mesajın başka insanlara hangi biçimde sunulduğunu bile bilmiyoruz. Ortak tartışma, birbirinden habersiz küçük odalara ayrılıyor.

“Biz bir aileyiz” dendiğinde

Rıza yalnız teknolojiyle üretilmiyor. En eski araçlardan biri aidiyet. Bir işyeri kendisini aile gibi anlattığında çalışan kendisini değerli hissedebilir. Gerçekten sıcak ilişkiler de kurulabilir. Fakat aynı dil, fazla mesaiye itirazı bencillik, ücret konuşmayı ayıp, işten ayrılmayı ihanet gibi göstermeye başladığında yakınlık yönetim aracına dönüşür.

Topluluklarda da benzer bir durum var. Kimse açıkça susturulmaz; ama grubun ortak duygusuna aykırı bir cümle kurmanın bedeli büyür. İnsan dışlanmamak için daha konuşmadan kendini düzenler. Sonra ortaya çıkan sessizlik “herkes aynı fikirde” diye okunabilir.

Bu tür rıza, zorbalık kadar görünür olmadığı için daha dayanıklı olabilir. İnsan yalnızca başkasının istediğini yapmıyor; giderek o davranışı kendi karakterinin, sadakatinin veya iyi insan olmanın gereği gibi görmeye başlayabiliyor.

İkna nerede manipülasyona dönüşüyor?

İkna ile manipülasyon arasında cetvelle çizilebilecek bir sınır yok. Bir arkadaşımız bizi fikrimize karşı ikna ettiğinde özgürlüğümüz kaybolmuş sayılmıyor. Tam tersine, düşüncemizi değiştirebilmek özgürlüğün parçası.

Fark belki konuşmanın koşullarında beliriyor. Mesajın kimden geldiğini biliyor muyuz? Karşı görüşe ulaşabiliyor muyuz? Kullanılan bilgi sınanabiliyor mu? “Hayır” dediğimizde temel bir ihtiyacımızı kaybediyor muyuz? Karşı taraf bizim hakkımızda bizim onun hakkında bildiğimizden çok daha fazlasını biliyor mu?

Bu soruların hiçbiri tek başına kesin bir hüküm vermez. Ama rızanın ne kadar kolay “özgür seçim” etiketiyle kapatıldığını görünür kılar.

İktidar açısından en rahat düzen, insanlara sürekli emir vermek zorunda kalmadığı düzendir. İnsanların kendileri seçtiğini hissetmesi, yönetimin en güçlü dayanağı olabilir. Bu yüzden belki rızaya bakarken “Evet dedi mi?” sorusu yetersiz kalıyor. Daha rahatsız edici olan şu: Hayır deseydi ne olurdu?

Paylaş

Bu yazı yalnızca bu dilde mevcut.

Yorumlar · Yorum yok

Yorum yapmak için giriş yapın.

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Bülten

Yeni yazılardan haberdar olmak için e-posta adresinizi bırakın.

Çerezler. Ziyaret istatistiklerini tutmak için çerez kullanıyoruz. Reddetseniz de siteyi olduğu gibi okuyabilirsiniz. Gizlilik ve Çerez Politikası