Aykırı Medya

Sessiz Direniş: İtiraz Her Zaman Meydanda mı Başlar?

Direniş deyince zihnimiz büyük görüntülere gidiyor: grev, meydan, barikat, pankart, kalabalık. Oysa iktidarla karşılaşmalarımızın çoğu büyük sahnelerde yaşanmıyor.

Direniş deyince zihnimiz büyük görüntülere gidiyor: grev, meydan, barikat, pankart, kalabalık. Oysa iktidarla karşılaşmalarımızın çoğu büyük sahnelerde yaşanmıyor. Vardiya çizelgesinde, apartman toplantısında, sınıfta, ofis yazılımında, bakım işlerinin paylaşımında, bir formun nasıl doldurulduğunda yaşanıyor. İnsanlar da her seferinde açıkça “itiraz ediyorum” demiyor.

Bir çalışan gerçek dışı hedefi tutturmuş görünmek için sistemin açığını kullanıyor. Bir öğretmen cezalandırıcı kuralı öğrenciyi ezmeyecek biçimde yorumluyor. Mahalleli yasaklanmış ortak alanı kullanmaya devam ediyor. Kurye ve sürücüler platformun puanlama mantığına ilişkin bilgiyi birbirleriyle paylaşıyor. Bunlar devrim ilan etmiyor; bazen kendilerini direniş olarak bile görmüyor. Yine de yukarıdan beklenen davranışla aşağıda gerçekleşen arasında küçük bir mesafe açılıyor.

Uyum her zaman onay değil

Bir kurumun kurallarına uyan herkesin o kuralları benimsediğini varsaymak kolay. Oysa çoğu insan hayatını kaybetmeden, işinden olmadan, evinden çıkarılmadan veya çevresinden kopmadan yaşayabileceği küçük alanlar arıyor. Açık çatışmanın bedeli ağır olduğunda görünürde uyum göstermek bir hayatta kalma biçimi olabilir.

Bunun romantik bir tarafı yok. Sessiz direniş bazen yalnız kişinin kendisini kurtarır. Başkasına zarar veren bir kuralın açıklarını kullanıp yalnız kendi avantajını büyütmek de mümkündür. Her kaçamak özgürleştirici değildir. Ama itaat ile inanç arasındaki farkı hatırlatır. Sistem düzgün işliyor diye herkes ona gönülden bağlı olmayabilir.

İktidar bunu bilir. Bu nedenle yalnız davranışa değil bağlılığa, performansa değil “kültüre uyuma”, yalnız işin yapılmasına değil istenen biçimde yapılmasına önem verebilir. Sessiz uyumsuzluk bazen yönetimin tahmin ettiğinden daha fazla rahatsızlık yaratır.

İşyerindeki küçük kaçışlar

Çalışma hayatı sessiz direnişin en görünür olmadığı ama en sık yaşandığı yerlerden biri. Hedefler gerçek dışıysa çalışanlar ölçüm sistemini öğrenir. Bir metriğin işi değil yalnız sayıyı ölçtüğünü fark ettiklerinde sayıyı üretmenin yollarını bulurlar. Yönetim yeni ölçüt getirir, çalışan yeni kestirme keşfeder.

Bu oyunda kurumun verimliliği artmış gibi görünebilir, gerçek iş ise daha kötü hale gelebilir. İnsan ölçüldüğü şeye dönüşmek yerine ölçümün nasıl kandırılacağını öğrenir. Bu her zaman bilinçli siyasal tavır değildir. Bazen yalnız saçma bir sistem içinde ayakta kalmanın yolu.

Daha kolektif biçimler de var. Ücretlerin gizli tutulduğu işyerinde çalışanların birbirine maaşını söylemesi, yönetimin bilgi avantajını bozar. Birbirlerinin vardiyasını kollamaları, yeni gelen kişiye yazılı olmayan kuralları anlatmaları veya cezalandırılan iş arkadaşının yükünü paylaşmaları küçük ama güç dengesini değiştiren davranışlar olabilir.

Görünmeyen bakım da siyasetin parçası

Direniş hikâyelerinin kendisi de hiyerarşi üretebilir. Meydanda konuşan, toplantıda söz alan, bildiriyi yazan kişiler görünür olurken arka tarafta yemek yapan, çocuk bakan, ulaşımı ayarlayan, kayıt tutan veya insanları sakinleştiren emek görünmez kalabilir.

Bir hareket dışarıdaki iktidara karşı çıkarken içeride aynı iş bölümünü yeniden üretebilir. En yüksek sesle konuşanların “mücadele eden”, bakım işini taşıyanların ise yardımcı kişi sayıldığı yerde özgürlük iddiasının içine eski bir merdiven kurulmuş olur.

Sessiz direnişi ciddiye almak biraz da bu görünmeyen emeği fark etmek demek. Bazen bir eylemi mümkün kılan şey kürsüde söylenen sözden çok, insanların birbirinin hayatını sürdürülebilir kılacak işleri paylaşmasıdır.

Sessizlik de baskı yaratabilir

Sessizliğin her zaman erdemli olduğunu düşünmek de tehlikeli. Sorunlar yalnız küçük kaçışlarla yönetildiğinde kurum neden değişmesi gerektiğini hiç öğrenmeyebilir. Kötü kuralın etrafından dolaşmak, onu yıllarca ayakta tutabilir. Deneyimli çalışan sistemi idare eder; yeni gelen aynı bilgiden yoksun olduğu için bedeli daha ağır öder.

Üstelik görünmez taktikler eşit dağılmaz. Kurumun dilini bilen, ilişkileri güçlü olan veya risk alabilecek maddi güvenceye sahip kişi daha kolay manevra yapar. En kırılgan olan ise kurala en çıplak biçimde maruz kalabilir. Sessiz direniş bu yüzden özgürlük alanı açarken aynı anda ayrıcalık da yaratabilir.

Belki küçük kaçışın sınırı burada ortaya çıkar: Kişisel bir sır olarak kaldığında yalnız bazılarını kurtarır; paylaşılan bilgiye ve ortak talebe dönüştüğünde ilişkide daha kalıcı bir değişiklik yaratabilir.

Meydan ile gündelik hayat arasında

Büyük eylemleri küçümsemek için sessiz direnişi öne çıkarmak anlamsız olur. Bazen iktidarın ancak kitlesel ve görünür bir itiraz karşısında geri çekildiği açık. Ama meydan da boşluktan doğmuyor. İnsanların daha önce kurduğu küçük güven ilişkileri, birbirine verdiği bilgiler, günlük dayanışmalar ve “yalnız değilim” duygusu büyük itirazın zemini olabiliyor.

Aynı şekilde meydandaki başarı gündelik hayata dönmediğinde hızla sönüyor. Eski görev dağılımı, eski bilgi tekeli ve eski konuşma alışkanlıkları kaldığında yeni sloganlar eski ilişkilerin üzerinde durabiliyor.

Direniş belki tek bir biçimin adı değil. Bazen yüksek ses, bazen işi yavaşlatmak, bazen saklanan bilgiyi paylaşmak, bazen de haksız bir emrin uygulanmasını sessizce engellemek. Fakat hepsinde aynı soru dolaşıyor: Açılan küçük alan yalnız birkaç kişinin nefes aldığı gizli bir köşe mi kalacak, yoksa başkalarının da kullanabileceği ortak bir hareket alanına dönüşebilecek mi?

Paylaş

Bu yazı yalnızca bu dilde mevcut.

Yorumlar · Yorum yok

Yorum yapmak için giriş yapın.

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Bülten

Yeni yazılardan haberdar olmak için e-posta adresinizi bırakın.

Çerezler. Ziyaret istatistiklerini tutmak için çerez kullanıyoruz. Reddetseniz de siteyi olduğu gibi okuyabilirsiniz. Gizlilik ve Çerez Politikası