Aykırı Medya

Tahakküm

Tahakküm kelimesi gündelik konuşmada çok sık kullanılmıyor. Baskı, zorbalık, eşitsizlik veya otorite dediğimiz yerde bazen aynı şeyi kastettiğimizi düşünüyoruz.

Tahakküm kelimesi gündelik konuşmada çok sık kullanılmıyor. Baskı, zorbalık, eşitsizlik veya otorite dediğimiz yerde bazen aynı şeyi kastettiğimizi düşünüyoruz. Oysa tahakküm, tek bir kötü davranıştan ya da geçici bir güç kullanımından daha geniş bir ilişkiyi anlatır. Bir insanın veya kurumun, başkasının hayatına keyfî biçimde müdahale edebilme kapasitesine sahip olmasıdır. Bu kapasitenin her gün kullanılması gerekmez. Bazen kullanılabileceğini bilmek, davranışlarımızı biçimlendirmeye yeter.

İyi huylu bir patron çalışanlarına bağırmıyor, izin taleplerini çoğu zaman kabul ediyor ve ücretleri zamanında ödüyor olabilir. Yine de çalışanların geçimini tek taraflı bir kararla sona erdirebiliyorsa aradaki ilişki yalnızca kişisel nezaketle açıklanamaz. Evin sahibi kiracıyı uzun süre rahatsız etmeyebilir; fakat sözleşme ve piyasa koşulları ona kiracının hayatını ciddi biçimde değiştirecek bir güç veriyorsa tahakküm ihtimali oradadır. Tahakkümün rahatsız edici yanı, kötü yöneticiden önce başkasının iyi niyetine bağımlı yaşamaktır.

Müdahale olmadan da yönetilmek

Bir gücün sürekli emir vermesine gerek yoktur. Çalışan, yöneticinin hangi davranışları hoş karşılamadığını bildiği için daha talimat gelmeden kendini ayarlar. Kiracı ev sahibini kızdırmamak için haklı bir onarım talebini erteleyebilir. Sosyal yardım alan kişi, desteğin kesilebileceği korkusuyla hayatının özel ayrıntılarını açıklamak zorunda hissedebilir. Burada görünür bir yasak bulunmasa da mümkün müdahalenin gölgesi seçimleri daraltır.

Bu nedenle özgürlüğü yalnızca fiilen engellenmemek olarak tanımlamak eksik kalır. Kapısı açık bir kafeste tutuluyorsak ama kapının ne zaman kapanacağı başkasının kararına bağlıysa hareket alanımız güvenli değildir. Tahakkümsüzlük, yöneticinin o gün iyi davranmasından daha fazlasını ister: Müdahale gücünün sınırlandırılmasını, gerekçelendirilmesini, denetlenmesini ve karşı çıkılabilir olmasını. İyilik bir hak değildir; bugün verilen lütuf yarın geri alınabilir.

Keyfîlik nerede başlar?

Her müdahale keyfî değildir. Trafikte hız sınırı, başkalarının güvenliğini korumak için ortak ve tartışılabilir bir kurala dayanabilir. Bir hastanede steril alanın kullanımı sınırlandırılabilir. Bir topluluk, ortak kaynağı tüketen davranışa engel koyabilir. Tahakküm eleştirisi, insanların birbirlerinin davranışlarına hiçbir koşulda sınır getiremeyeceğini söylemez. Asıl soru, sınırın kim tarafından, hangi gerekçeyle ve kime karşı uygulandığıdır.

Bir karar yalnızca güçlü olanın çıkarına göre alınabiliyor, karardan etkilenen kişi gerekçeye ulaşamıyor ve itiraz ettiğinde bağımsız bir yol bulamıyorsa keyfîlik büyür. Kural herkese aynı yazılmış olsa bile etkisi eşit olmayabilir. Sokakta satış yasağı büyük şirketi etkilemezken geçimini oradan sağlayan kişiyi yok edebilir. Dijital platformun “topluluk standardı” milyonlarca kullanıcı için geçerlidir, fakat standardı şirket tek başına yorumlayıp hesabı açıklamasız kapatabiliyorsa ilişki yine keyfîdir. Yazılı kural, tahakkümün otomatik panzehiri değildir.

Tahakküm ilişkileri birbirine bağlanır

İnsanlar çoğu zaman tek bir güç ilişkisi içinde yaşamaz. Ekonomik bağımlılık aile içindeki baskıyı ağırlaştırabilir; göçmenlik statüsü işyerindeki sömürüyü reddetmeyi zorlaştırabilir; cinsiyet, sınıf ve kimlik aynı kurumda farklı bedeller üretebilir. Bir kişi evde karar sahibi görünürken işyerinde yoğun tahakküm altında olabilir. Bu karmaşıklık, dünyayı basitçe ezenler ve ezilenler diye iki sabit gruba ayırmayı zorlaştırır.

Fakat karmaşıklık, güç ilişkilerinin belirsiz olduğu anlamına gelmez. Kimin hayır deme imkânı daha fazla, kimin hatası tolere ediliyor, kim başkasının geleceğini belirleyebiliyor ve kimin hayatı sürekli açıklama vermek zorunda? Bu sorular tahakkümün yönünü görmemize yardım eder. Ayrıca kendi mağduriyetimizin, başka bir ilişkide sahip olduğumuz gücü masumlaştırmadığını hatırlatır. İşyerinde ezilen kişinin evde buyurgan olması mümkündür; devlet baskısı gören bir topluluk kendi içinde farklı kimlikleri susturabilir.

Koruma, bakım ve tahakküm

Tahakküm çoğu zaman açık çıkar diliyle değil, koruma ve bakım diliyle kurulur. “Senin iyiliğin için”, “Henüz anlayamazsın”, “Seni tehlikeden koruyoruz” gibi cümleler gerçek bir kaygıyı da ifade edebilir. Çocuklar, hastalar veya geçici olarak karar kapasitesi azalmış kişiler bazen başkalarının desteğine ihtiyaç duyar. Sorun, bu desteğin kişinin sesini bütünüyle ortadan kaldırması ve geçici ihtiyacın kalıcı yönetim hakkına dönüşmesidir.

Bakım verenin bilgi ve emek yükü vardır; bakım alanın da mümkün olduğu ölçüde tercihleri, mahremiyeti ve itiraz hakkı bulunur. Tahakkümsüz bakım, eşitsiz kapasiteyi inkâr etmez ama zayıflığı mülkiyet hakkına çevirmez. “Ben senin için bunları yaptım” cümlesi başkasının hayatını yönetme yetkisi üretmeye başladığında sevgi ilişkisi borçlandırma ilişkisine dönüşebilir. En zor tahakküm biçimlerinden bazıları tam da iyi niyetle iç içe geçtiği için görünmez kalır.

İyi efendi değil, güvenceli özgürlük

Tahakküm eleştirisi insanlardan kusursuz davranmalarını beklemek yerine kimsenin keyfine aşırı güç vermeyen yapılar arar. Patronun vicdanına güvenmek yerine çalışanların karar ve pazarlık gücünü artırmak, ev sahibinin anlayışına sığınmak yerine kiracının barınma güvencesini korumak, platform yöneticisinin insafını beklemek yerine açık ve itiraz edilebilir kurallar istemek bu yüzden önemlidir. Amaç her çatışmayı yok etmek değil, çatışmanın sonucunu tek tarafın belirleyememesini sağlamaktır.

Bu kolay bir hedef değildir. Güç yalnızca hukukta değil, mülkiyette, bilgide, alışkanlıkta ve korkuda birikir. Resmî eşitlik ilan edilse bile ekonomik bağımlılık keyfî müdahale imkânını sürdürebilir. Yine de tahakküm kavramı önemli bir ayrımı görünür kılar: Özgürlük, yalnızca bugün bize dokunulmaması değildir. Yarın dokunulup dokunulmayacağının başkasının iradesine bağlı olmamasıdır. İyi yöneticinin rahatlığından daha değerli olan, kötü yönetici geldiğinde de korunabilen bir hayat kurabilmektir.

Paylaş

Bu yazı yalnızca bu dilde mevcut.

Yorumlar · Yorum yok

Yorum yapmak için giriş yapın.

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Bülten

Yeni yazılardan haberdar olmak için e-posta adresinizi bırakın.

Ziyaret istatistiklerini tutmak için çerez kullanıyoruz. Gizlilik ve Çerez Politikası