Aykırı Medya
Eylem ve Örgütlenme

Doğrudan Eylem Nedir?

Bir talebi yalnızca karar verene iletmek yerine, o talebin mümkün kıldığı ilişkiyi insanların kendi güçleriyle kurması. Başarı yalnız talebin kabul edilmesi değildir; insanların birlikte hareket edebileceklerini öğrenmesi de kalıcı bir sonuçtur.

Siyaset denildiğinde çoğumuzun aklına önce seçimler, partiler, meclisler ve yöneticiler geliyor. Bir sorun yaşadığımızda dilekçe veriyor, yetkili arıyor, kampanya başlatıyor veya bizi temsil eden kişiden çözüm bekliyoruz. Bu yolların hepsi bazen işe yarayabilir. Fakat hayatımızı belirleyen meselelerde sürekli başkasının harekete geçmesini beklediğimizde siyaset, kendi elimizden çıkan ve uzak kurumlara teslim edilen bir faaliyete dönüşüyor. Doğrudan eylem bu teslimiyete itiraz eder. Bir talebi yalnızca karar verene iletmek yerine, o talebin mümkün kıldığı ilişkiyi insanların kendi güçleriyle kurmasını veya haksızlığı sürdüren düzeni doğrudan durdurmasını anlatır.

Bir mahallenin kesilecek ağaçların çevresinde nöbet tutması, işçilerin çalışma koşulları değişene kadar üretimi durdurması, barınma sorunu yaşayanların boş bir yapıyı ortak kullanım alanına çevirmesi, insanların ihtiyaç duydukları gıdayı aracısız paylaşacağı bir ağ kurması doğrudan eylemin farklı biçimleri olabilir. Bunların hepsi aynı ölçüde haklı, etkili ya da risksiz değildir. Ortak yanları, çözümü yalnızca yukarıdaki bir makamın kararına bırakmamalarıdır. İnsanlar “Bizim için bir şey yapın” demekle yetinmez; kendi hayatları üzerindeki karar gücünü kısmen de olsa kullanmaya başlar.

Talep etmekle yapmaya başlamak arasındaki fark

Bir protesto, yetkililere belirli bir talebi duyurabilir. Doğrudan eylem ise çoğu zaman talebin hedeflediği sonucu bugünden üretmeye veya sorunu yaratan işleyişe doğrudan müdahale etmeye çalışır. Ücreti artırması için işverene çağrı yapmakla işçilerin greve çıkması arasındaki fark burada görülür. Grev yalnızca fikrini açıklamaz; üretimin çalışanların emeğine dayandığını fiilen gösterir ve o emeği geçici olarak geri çeker. Benzer biçimde bir kamusal alanın korunması için imza toplamakla o alanın kullanımını birlikte sürdürmek farklı siyasal güçler üretir.

Bu ayrım, dilekçe veya temsil yolunun değersiz olduğu anlamına gelmez. Bazen hukuki başvuru, seçim, görüşme ve kamusal kampanya gerçek kazanımlar sağlar. Doğrudan eylemin söylediği daha sınırlı ama önemli bir şeydir: Haklarımızın tek kaynağı kurumların bize verdiği izin değildir. Bir hakkı kullanma kapasitemiz, onu birlikte savunma ve yaşatma gücümüzle de oluşur. Sekiz saatlik işgünü, sendika hakkı, kamusal alanların korunması veya ayrımcı uygulamaların kaldırılması yalnızca iyi yöneticilerin armağanıyla ortaya çıkmadı; insanlar çoğu zaman önce meşru görülmeyen eylemlerle gündelik düzeni değiştirdi.

Doğrudan eylem bu nedenle sonuç kadar özne meselesidir. Bir uzman, siyasetçi veya hayırsever bizim adımıza sorunu çözebilir; fakat bu çözüm bizi kararın dışında bırakabilir. İnsanların kendi ihtiyaçlarını tarif ettiği, yöntemi birlikte seçtiği ve sonucun sorumluluğunu paylaştığı eylem ise siyasal yeteneği büyütür. Başarı yalnız talebin kabul edilmesi değildir. İnsanların birlikte hareket edebileceklerini, korkuyu paylaşabileceklerini ve daha önce değişmez sandıkları ilişkiye müdahale edebileceklerini öğrenmesi de kalıcı bir sonuçtur.

Doğrudan olan her eylem özgürlükçü müdür?

“Aracısız” ve “doğrudan” sözcükleri kulağa kendiliğinden iyi geliyor. Oysa bir grubun kendi isteğini başkalarına zorla kabul ettirmesi de doğrudan olabilir. Kalabalığın sevmediği bir kişiyi susturması, bir topluluğun dışarıdan gelenleri yaşam alanından uzaklaştırması veya güçlü bir grubun kuralları hiçe sayarak ortak kaynağa el koyması aracı kullanmadan gerçekleşebilir. Eylemin doğrudan olması, onun adil olduğunu kanıtlamaz. Kimin karar verdiği, kimin bedel ödediği ve eylemin başkalarının özgürlük alanını nasıl etkilediği ayrıca sorgulanmalıdır.

Bu nedenle doğrudan eylemi yalnız “izinsiz yapılan şey” diye tanımlamak eksik kalır. Özgürlükçü bir eylem, kendi gücünü kurarken başkalarını sessiz araçlara dönüştürmemeye çalışır. Hedefle kullanılan yöntem arasında ilişki kurar. Demokratik söz hakkı isteyen bir hareket içeride eleştiriyi cezalandırıyorsa, eşitlik isteyen bir yapı görünmeyen işleri sürekli aynı insanlara bırakıyorsa veya yaşamı savunan bir eylem başkalarının bedenini kolayca riske atıyorsa kendi amacını yönteminde zedeliyordur.

Eylemin etkilediği insanların katılımı da önemlidir. Bir mahalle adına karar veren küçük bir grubun, o mahallede yaşayan kiracıları, yaşlıları, çocukları veya göçmenleri dinlememesi doğrudanlığı temsil sorunundan kurtarmaz. Resmî lider bulunmasa bile bilgi, zaman, para ve konuşma rahatlığı bazı kişilere daha fazla güç verebilir. Doğrudan eylem yalnız makamları atlamak değil; eylemin içindeki görünmez makamların oluşmasını da sürekli fark etmektir.

Gündelik hayatın içindeki eylem

Doğrudan eylem denilince yalnız barikatlar, işgaller ve büyük kalabalıklar düşünülüyor. Oysa siyasal gücün küçük biçimleri gündelik hayatın içinde kurulabilir. Kiracıların ev sahibiyle tek tek pazarlık etmek yerine birlikte hareket etmesi, çalışanların ücret bilgisini birbirinden saklamaması, mahallede kullanılmayan araçların ortaklaştırılması veya bakım yükünün düzenli biçimde paylaşılması da mevcut bağımlılığa doğrudan müdahaledir. Bu işler haber olmayabilir; fakat insanların yalnız başına taşımaya zorlandığı riskleri ortaklaştırır.

Karşılıklı yardım ağları bu bakımdan yalnız yardım faaliyeti değildir. İhtiyaç sahibini pasif alıcı, yardım edeni güçlü bağışçı yapan ilişki yerine herkesin farklı zamanda destek verdiği ve aldığı bir düzen kurabilir. Ancak dayanışma, kamu kurumlarının sorumluluğunu ücretsiz gönüllü emeğin üzerine yıkan kalıcı bir yamaya dönüşürse sınırına ulaşır. Doğrudan eylemin kurucu tarafı, devletten veya piyasadan kalan her boşluğu sessizce doldurmak değil; ihtiyacın neden karşılanmadığını görünür kılmak ve çözümün karar gücünü paylaşmaktır.

Gündelik doğrudan eylemin başka bir değeri, siyaseti uzmanlık alanı olmaktan çıkarmasıdır. İnsanlar toplantı yürütmeyi, para hesabını açık tutmayı, çatışmayı taşımayı ve görev paylaşmayı yaparken öğrenir. Bu süreç her zaman uyumlu olmaz. İş birkaç kişinin omzuna kalabilir, eski alışkanlıklar geri dönebilir, görünmez liderler oluşabilir. Fakat başarısızlık ihtimali, karar yetkisini profesyonellere bırakmanın gerekçesi olmak zorunda değildir. Birlikte yaşama kapasitesi de kullanılmadığında körelen bir yetenektir.

Risk, bedel ve dayanışma

Doğrudan eylem çoğu zaman mevcut düzenin normal akışına müdahale ettiği için bedel doğurur. Grev yapan gelir kaybedebilir, kamusal alanı savunan kişi hukuki yaptırımla karşılaşabilir, işyerindeki haksızlığı görünür kılan çalışan işini riske atabilir. Bu bedeli romantikleştirmek kolaydır. Uzaktan bakıp insanları cesarete çağırmak, onların kira, bakım ve güvenlik kaygısını küçümsemek anlamına gelebilir. Eylemin ahlaki olarak savunulabilir olması, herkesin aynı riski taşıyabileceği anlamına gelmez.

Bu yüzden dayanışma eylemin sonradan eklenen duygusal bölümü değil, kurucu koşuludur. Grev fonu, hukuki destek, çocuk bakımı, güvenli iletişim, gıda paylaşımı ve eylem sonrasında insanların yalnız bırakılmaması doğrudan eylemin gerçek altyapısını oluşturur. Yalnız en cesurların sürdürebildiği mücadele toplumsal olarak dar kalır. Risk paylaşılabildiğinde daha farklı insanlar sürece katılabilir ve eylem kahramanlık gösterisinden ortak güce dönüşür.

Bedelin kimlere dağıldığı da dikkatle düşünülmelidir. Bir yolu kapatan eylem, sesini yönetime duyururken ambulansın, engelli kişinin veya o gün ücretini kazanmak zorunda olan çalışanın hayatını nasıl etkiliyor? Bu soruyu sormak eylemi etkisizleştirmek değildir. Tam tersine, hedef ile sonuç arasındaki bağı ciddiye almaktır. İktidarı rahatsız etmekle zaten kırılgan insanlara ek yük yüklemek aynı şey değildir. Eylem kendi etkisini değerlendirebildiği ve eleştiri karşısında yöntemini değiştirebildiği ölçüde özgürlükçü kalır.

İtirazın yanında kurucu güç

Doğrudan eylemin en etkileyici yanı yalnız durdurabilmesi değil, başka bir ilişkinin mümkün olduğunu gösterebilmesidir. Bir grev üretimi keserken işçilerin kendi aralarında karar alabileceğini gösterir. Bir mahalle bostanı toprağı korurken ortak kullanım ve bakım deneyimi üretir. Bir özgür yazılım topluluğu kapalı ürüne itiraz ederken bilginin birlikte geliştirilebileceği bir alan açar. Reddetme ile kurma birbirinden ayrılmadığında eylem, kısa süreli tepkinin ötesine geçer.

Fakat küçük alternatiflerin büyük düzenle ilişkisini kaybetmemesi gerekir. Bir kooperatif piyasa baskısı altında diğer şirketlere benzeyebilir; dayanışma ağı birkaç fedakâr insanı tüketebilir; ortak mekân yalnız benzer hayatlara sahip kişilerin güvenli adasına dönüşebilir. “Biz kendi çözümümüzü kurduk” demek, çözümün dışında kalanların koşullarını görünmez kılmamalıdır. Doğrudan eylem dış dünyadan kaçış değil, dışarıdaki ilişkiyi değiştirecek maddi ve toplumsal güç biriktirme yolu olduğunda genişler.

Belki doğrudan eylemi büyük bir kahramanlık anı yerine şu basit soruyla düşünmek daha doğru: Hayatımızı etkileyen bu meselede, başkasının bizim adımıza karar vermesini beklemeden birlikte ne yapabiliriz? Cevap her zaman yasa dışı, çarpıcı veya çatışmalı olmayabilir. Bazen bilgiyi paylaşmak, işi durdurmak, ortak kaynak kurmak, birbirimizi korumak veya bir kuralı uygulamayı reddetmek olabilir. Önemli olan eylemin bizi yalnız talep edenlerden kendi ortak hayatının sorumluluğunu taşıyan insanlara dönüştürmesidir. Siyaset o anda uzaktaki bir kurumun işi olmaktan çıkar ve yeniden gündelik hayatın içine döner.

Paylaş

Yorumlar · Yorum yok

Yorum yapmak için giriş yapın.

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Bülten

Yeni yazılardan haberdar olmak için e-posta adresinizi bırakın.