Farklılık ile hiyerarşi aynı şey değildir. İşlevsel koordinasyon kalıcı bir statüye dönüştüğünde düzen, kendi sonucunu kendi gerekçesine çevirir.
Hiyerarşiyi savunan en güçlü cümlelerden biri, onun hayatın doğal düzeni olduğudur. Ailede büyükler, işte yöneticiler, toplumda liderler bulunur; bazı insanlar daha deneyimli, güçlü veya yeteneklidir. Herkesin aynı anda karar verdiği bir yapının işlemediği, sonunda birilerinin yön göstermesi gerektiği söylenir. Fakat farklılık ile hiyerarşi aynı şey değildir. İnsanların becerileri farklı olabilir; bu farkın kalıcı yönetme ve itaat etme makamlarına dönüşmesi ayrıca açıklanmalıdır.
Doğada sıra var, makam var mı?
Hayvan topluluklarındaki baskınlık ilişkileri insan hiyerarşilerine kanıt olarak gösterilir. Oysa doğada işbirliği, karşılıklı bakım ve değişken liderlik örnekleri de vardır. Hangi örneği “insanın doğası” saydığımız çoğu zaman savunmak istediğimiz düzene bağlıdır. Üstelik insanlar kurumlar, yasalar ve ahlaki ilkeler kurabilen varlıklardır; doğada bulunan her ilişki toplumsal olarak haklı sayılamaz.
Yaş, deneyim veya bilgi belirli bir durumda yönlendirici olabilir. Fakat bu üstünlük bağlama bağlıdır. Deneyimli denizci fırtınada sözü üstlenebilir; karaya çıkıldığında herkesin hayatına karar verme hakkı kazanmaz. İşlevsel koordinasyonun kalıcı statüye dönüşmesi hiyerarşinin başladığı noktadır.
Hiyerarşi kendisini nasıl yeniden üretir?
Bir makam kurulduğunda yalnızca mevcut farkları yansıtmaz; o farkları büyütecek kaynakları da dağıtır. Yönetici daha fazla bilgiye, ilişkiye ve karar deneyimine erişir. Alt kademedeki insanlar karar süreçlerinden uzak kaldıkları için deneyimsiz görünür. Ardından yöneticinin daha yetkin olması, hiyerarşinin gerekli olduğuna kanıt sayılır. Düzen kendi sonucunu kendi gerekçesine dönüştürür.
Benzer döngü toplumsal sınıflarda da görülür. Varlıklı kişi iyi eğitim ve güvenli deneme imkânı sayesinde daha başarılı olur; başarısı sahip olduğu ayrıcalıkların hak edilmiş olduğuna delil gösterilir. Başlangıç koşulları görünmez, sonuç kişisel yeteneğin saf ürünü sayılır.
Hiyerarşinin görünmeyen bedeli
Hiyerarşi kararları hızlandırabilir. Fakat hızın bedelini çoğu zaman karardan etkilenenler öder. Aşağıdan gelen bilgi yukarı çıkarken süzülür, yöneticinin duymak istediği biçime girer. İnsanlar kötü haber vermekten ve eleştiri getirmekten kaçınır. Tepedeki kişi daha fazla yetkiye sahipken gerçek hayattan daha az bilgi alabilir.
İtaate alışan insanların karar verme yeteneği de zayıflar. Her sorun üst makama taşındığında çalışanlar ve yurttaşlar ortak çözüm üretme deneyimi kazanamaz. Sonra bu deneyimsizlik, onları yönetmek gerektiğinin kanıtı olarak kullanılır. Hiyerarşi yalnızca emir vermez; kendisine duyulan ihtiyacı üretir.
Yataylık romantik bir kolaylık değil
Hiyerarşiye karşı yatay örgütlenme savunulduğunda herkesin her konuda aynı bilgiye sahip olduğu veya hiç koordinasyon gerekmediği düşünülmemelidir. Yataylık, görevleri ve uzmanlığı reddetmez; bunların kalıcı ayrıcalığa dönüşmesini engellemeye çalışır. Görevler dönebilir, yetki belirli süreyle verilebilir ve temsilciler geri çağrılabilir.
Bu yapılar da sorunlardan arınmış değildir. Resmî liderlik kaldırıldığında konuşma rahatlığı, zaman, bilgi ve sosyal çevre görünmez liderlikler yaratabilir. Açık bir başkana itiraz etmek, kendisini yalnızca “gönüllü” olarak sunan gayriresmî lidere itiraz etmekten daha kolay olabilir. Bu nedenle yataylık ilan değil, sürekli bakım isteyen bir pratiktir.
Gerekçelendirme yükü yetki sahibinde
Hiyerarşiyi tümüyle ortadan kaldırmak her durumda mümkün olmayabilir. Fakat hiçbir hiyerarşi doğal olduğu söylenerek tartışmadan kaçmamalıdır. Yetki hangi ihtiyaca cevap veriyor? Bu ihtiyaç başka biçimde karşılanabilir mi? Karardan etkilenenler söz sahibi mi? Yetki ne zaman sona erecek? Yanlış kullanıldığında nasıl geri alınacak?
Bu soruların cevabı yoksa hiyerarşi koordinasyon aracından çok itaat düzenidir. Özgürlük herkesi aynılaştırmak değil, farklılıkların bazılarımıza yönetme, bazılarımıza boyun eğme kaderi olarak yazılmasını reddetmektir. Doğal sandığımız pek çok makamın arkasında tarih, mülkiyet ve alışkanlık vardır. Kurulmuş olanın değiştirilebileceğini görmek, hiyerarşinin büyüsünü bozan ilk adımdır.