Ev siyasetin dışında değildir: kimin baktığı, kimin karar verdiği ve kimin öfkelenmeye hakkı olduğu da bir iktidar düzenidir. Eşitlik, hükmetme fırsatının herkese açılmasıyla tamamlanamaz.
Ataerki çoğu zaman erkeklerin kadınlara hükmettiği eski aile düzeni olarak düşünülür. Baba karar verir, kadın ve çocuklar itaat eder. Kadınların eğitim, çalışma ve siyasal hak kazanmasıyla bu düzenin büyük ölçüde geride kaldığı sanılabilir. Oysa ataerki yalnızca açık yasaklarda değil, kimin konuşmaya, karar vermeye, bakım almaya ve öfkelenmeye daha fazla hakkı olduğunu belirleyen gündelik ilişkilerde yaşamaya devam eder.
Ev siyasetin dışında değil
Ev uzun süre sevginin ve mahremiyetin alanı sayıldığı için içindeki güç ilişkileri siyasi görülmedi. Kimin para kazandığı, ev işlerini yaptığı, çocuklara baktığı ve son kararı verdiği doğal işbölümü gibi kabul edildi. Oysa yemek, temizlik ve bakım kendiliğinden gerçekleşmez. Bu emek kadınlara ücretsiz biçimde bırakıldığında erkeklerin ücretli işe ve kamusal hayata katılmasını sağlayan eşitsiz bir düzen kurulur.
Kadın çalışmaya başladığında da yük kaybolmayabilir; ücretli mesainin ardından ikinci mesai başlar. Erkek ev işine katıldığında “yardım ediyor” denmesi bile sorumluluğun asıl sahibinin kim sayıldığını gösterir.
Erkeklik de öğretilir
Ataerki yalnızca kadınlara itaat etmeyi değil, erkeklere belirli bir erkekliği öğretir. Güçlü görünmek, korku göstermemek, rekabet etmek ve maddi sorumluluğu tek başına taşımak erkekliğin ölçüsü yapılabilir. Duygularını anlatan veya yardım isteyen erkek yetersiz sayılır.
Bu, erkeklerle kadınların düzenden aynı ölçüde zarar gördüğü anlamına gelmez. Karar ve hareket alanı erkeklere daha geniş açılırken kadınlar daha doğrudan şiddet ve dışlanmayla karşılaşır. Yine de erkekliğin de disiplin edildiğini görmek, düzenin neden erkekler tarafından savunulduğunu ve erkekler arasında nasıl hiyerarşi kurduğunu anlamaya yardım eder.
Koruma denetime dönüştüğünde
Ataerki kendisini her zaman üstünlük diliyle savunmaz. “Seni düşündüğüm için”, “İnsanlar yanlış anlar” veya “Güvenliğin için” sözleri kadının hareket alanını daraltırken sevgi göstergesi gibi sunulabilir. Gerçek tehlikelere verilen cevap, tehlikeyi yaratan davranışları değiştirmek yerine kadının hayatını sınırlamak olur.
Koruyucu erkek figürü bu düzende güç kazanır. Kadın kamusal tehlikeden korunmak için baba, eş veya akrabanın denetimine bağlanır. “Seni korurum” cümlesinin görünmeyen devamında “Bu nedenle sözümü dinlemelisin” bulunabilir. Gerçek koruma karar hakkını almak değil, kişinin kararlarını korkmadan uygulayabileceği koşulları sağlamaktır.
İşyerinde kâğıt üzerindeki eşitlik
Şirketler eşitlik ilan edebilir; fakat kimin sözüne güvenildiği ve liderliğin hangi davranışlarla tanımlandığı değişmeyebilir. Bir erkeğin kararlılığı liderlik, kadının aynı tavrı sertlik sayılabilir. Kadından hem güçlü hem tehdit oluşturmayan, hem görünür hem fazla iddialı olmayan biri olması beklenir.
Bakım yükü kariyer eşitsizliğini de derinleştirir. İşe ara veren ve terfi imkânından uzaklaşan çoğunlukla kadın olduğunda yönetimde erkeklerin bulunması doğal liyakat sonucu gibi görünür. Eşitsizliği üreten süreç saklanır, sonucu kişisel başarı diye adlandırılır.
Roller değil ilişkiler değişmeli
Ataerkiye karşı çıkmak, iktidar koltuklarına yalnızca kadınların da oturması değildir. Aynı hiyerarşik yapıyı yöneten kişinin cinsiyetinin değişmesi tahakkümü ortadan kaldırmaz. Kadınların yönetimden dışlanması adaletsizliktir; fakat eşitlik, hükmetme fırsatının herkese açılmasıyla tamamlanamaz.
Bakımın değersiz, rekabetin saygın; duygunun zayıflık, buyruğun liderlik sayıldığı değerler değişmelidir. Bunun için kişisel tutumların yanında çalışma, bakım, barınma ve sosyal güvence düzenlerinin dönüşmesi gerekir. Ekonomik bağımlılık sürdükçe iyi niyet eski rolleri yeniden üretir.
Ataerki tek bir merkezden verilen emir değildir. Kadınlar da güvenlik ve kabul için onu yeniden üretebilir. Bu durum düzeni geçersiz kılmaz; iktidarın insanların davranışlarına ne kadar derin yerleşebildiğini gösterir. Özgürleşmek, kimsenin cinsiyeti nedeniyle itaat etmeye, yönetmeye, bakım vermeye veya güçlü görünmeye mecbur kalmadığı ilişkiler kurmaktır.