Aykırı Medya

Ataerki Bir İktidar Biçimi Olarak

İktidarı yalnız devlet dairesinde, patron odasında ya da polis üniformasında aradığımızda evin içi kolayca siyasetin dışında kalıyor.

İktidarı yalnız devlet dairesinde, patron odasında ya da polis üniformasında aradığımızda evin içi kolayca siyasetin dışında kalıyor. Oysa kimin para kazandığı, kimin bakım verdiği, kimin daha çok boş zamanı olduğu, kimin eve geç geldiğinde açıklama yapmak zorunda kaldığı da güç ilişkileriyle ilgili.

Ataerkiyi yalnız “erkeklerin kadınlara kötü davranması” diye anlatmak bu nedenle yetersiz. Mesele kişisel karakterlerden daha geniş. İnsanların doğduğu andan itibaren hangi davranışın kadınsı, hangisinin erkeksi, kimin koruyucu, kimin korunmaya muhtaç, kimin karar verici, kimin uyum sağlayan sayıldığına ilişkin uzun bir eğitim var.

Bu eğitim bazen açık emirlerle, çoğu zaman beklentilerle işliyor.

Evdeki görünmez yönetim

Bir evde kararları kimin verdiğini anlamak için yalnız “son sözü kim söylüyor?” diye bakmak yetmez. Parayı kim kontrol ediyor, kimin işi taşınmaya değer görülüyor, çocuğun bakımını kim planlıyor, yaşlı akrabayla kim ilgileniyor, evdeki eksikleri kim fark ediyor?

Bakım emeğinin önemli bölümü görünmez olduğu için güç ilişkisi de görünmezleşebilir. Sofra kurulmuş, çamaşır yıkanmış, randevular hatırlanmış, çocukların programı düzenlenmiştir. Bunlar “zaten yapılması gereken şeyler” gibi görüldüğünde işi yapan kişinin zamanı ortak kaynağa dönüşür.

Daha çok para kazananın daha çok söz sahibi olması da çoğu evde doğal kabul edilebilir. Oysa gelir farkı yalnız bireysel başarıdan doğmuyor olabilir. Bakım yükü nedeniyle daha az çalışan, kariyerine ara veren veya esnek iş seçmek zorunda kalan kişi önce ekonomik olarak geri düşer; sonra daha az kazandığı için karar gücü de azalır. Düzen kendi sonucunu gerekçesine çevirir.

Koruma ile denetim arasındaki ince çizgi

Ataerkil güç çoğu zaman sevgi ve koruma diliyle konuşur. “Gece tek başına gitme”, “senin iyiliğin için söylüyorum”, “ben zaten her şeyi karşılıyorum.” Bu cümlelerin her biri gerçekten kaygıdan doğabilir. Fakat koruma, karar hakkını sistemli biçimde başka birine devrediyorsa ilişki değişir.

Bir insanın güvenliği adına onun hareket alanını daraltmak, riskin kaynağına dokunmadan özgürlüğü sınırlamanın kolay yolu olabilir. Kadınların kamusal alanda yaşadığı tehdit gerçekken çözümün onların daha az dışarı çıkması olması, şiddetin maliyetini şiddet tehdidi altında olana yükler.

Ekonomik koruma da benzer bir ikilik taşır. “Çalışmana gerek yok” rahatlık sunabilir. Ama gelir, banka hesabı ve mülk tek kişide toplandığında ayrılma imkânı zayıflar. İlişki kötüleştiğinde sevgi olarak sunulan bağımlılık birden denetim aracına dönüşebilir.

Özgürlük bazen kapının açık olmasından çok, o kapıdan çıktıktan sonra yaşayabilecek bir hayatın bulunup bulunmadığıyla ilgilidir.

Erkeklik de bir disiplin

Ataerki erkeklere ayrıcalıklar sağlarken onları da belirli bir role zorlar. Güçlü görünmek, korkuyu saklamak, bakım istememek, sürekli sağlayıcı olmak, rekabette geri kalmamak. Bu beklentiler erkeklerin duygusal ve bedensel hayatını daraltabilir.

Bunu söylemek kadınların yaşadığı yapısal eşitsizliği hafifletmez. İki deneyimi aynılaştırmak da gerekmez. Önemli olan, aynı düzenin farklı insanları farklı biçimlerde kalıba sokması.

Erkek çocuk ağladığında “erkek ol”, kız çocuk öfkelendiğinde “hanım gibi davran” denildiğinde yalnız davranış öğretilmiyor; güçle duygunun dağılımı da kuruluyor. Buyurma, rekabet ve sertlik erkekliğe; bakım, uyum ve duygusal emek kadınlığa yaklaştırılıyor.

Sonra yetişkinlikte bu roller doğal kişilik farkları gibi geri dönüyor.

İşyerinde eşitlik neden yetmiyor?

Şirketler açık ayrımcılığı yasaklayabilir, eşitlik politikaları yayımlayabilir. Buna rağmen aynı davranış farklı cinsiyetlerde başka anlamlara gelebilir. Bir erkeğin kararlılığı liderlik, kadının aynı tavrı sertlik sayılabilir. Kadından görünür olması ama “fazla iddialı” görünmemesi, güçlü olması ama tehdit oluşturmaması beklenebilir.

Kariyer çizgileri bakım yükünden de etkilenir. Çocuk veya yaşlı bakımı için işe ara verenlerin çoğunlukla kadın olduğu bir düzende, yönetim kademelerinde erkeklerin daha çok bulunması sonra “deneyim farkı” diye açıklanabilir. Deneyim farkı gerçektir; ama nasıl üretildiği görünmezleşmiştir.

Burada temsil önemli ama tek başına yeterli değil. Daha fazla kadının yönetici olması somut engelleri kırabilir. Fakat aynı uzun çalışma saatleri, aynı rekabet kültürü, aynı bakım düzeni ve aynı buyurma yetkisi değişmeden kalıyorsa hiyerarşinin biçimi büyük ölçüde sürer.

Özel hayat ne kadar özel?

Ataerkinin en dayanıklı yönlerinden biri aileyi ve özel hayatı siyasal tartışmanın dışına çıkarabilmesi. “Bu onların kendi meselesi” cümlesi bazen özgürlük için gereklidir; devletin her ilişkiye karışması başka bir tahakküm yaratabilir. Fakat özel alan kavramı şiddeti, ekonomik denetimi ve zorlamayı görünmez kılmak için kullanıldığında koruma işlevi tersine döner.

İlişkilerin özgür olması, dışarıdan tek bir doğru aile modeli dayatılması anlamına gelmez. Tam tersine, insanların birlikte yaşama biçimlerini kendilerinin kurabilmesiyle ilgilidir. Ama taraflardan biri ekonomik, fiziksel veya toplumsal olarak ayrılmayacak kadar bağımlıysa “özel tercih” sözcüğü meseleyi fazla kolaylaştırabilir.

Ataerki tek bir merkezden yönetilen bir sistem de değil. Kadınlar da, erkekler de, aileler, okullar, medya ve işyerleri de aynı beklentileri yeniden üretebilir. Bu durum “herkes suçlu” demek değil; iktidarın bazen emirden çok alışkanlıkla yaşadığını gösterir.

Belki asıl soru, evde kimin patron olduğu değil. Neden bakım, para, güvenlik, boş zaman ve karar hakkı hâlâ bu kadar sık cinsiyet çizgileri boyunca dağılıyor?

Bu çizgiler doğal görünmeye başladığında, iktidar en rahat yerine yerleşmiş oluyor.

Paylaş

Yorumlar · Yorum yok

Yorum yapmak için giriş yapın.

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Bülten

Yeni yazılardan haberdar olmak için e-posta adresinizi bırakın.

Çerezler. Ziyaret istatistiklerini tutmak için çerez kullanıyoruz. Reddetseniz de siteyi olduğu gibi okuyabilirsiniz. Gizlilik ve Çerez Politikası