Aykırı Medya
Emek ve Ekonomi

Karşılıklılık: Proudhon’un Mutualizm Fikri

Piyasa ile kapitalizm aynı şey mi? Mutualizm değişimi ortadan kaldırmaz; kimsenin sırf toprak, sermaye ya da kredi üzerindeki ayrıcalığı sayesinde başkasının emeğinden sürekli gelir elde edemediği bir ekonomi arar.

Ekonomiyi düşünürken önümüze genellikle iki büyük seçenek konuyor: Ya özel mülkiyetin ve piyasanın belirleyici olduğu kapitalizm ya da üretimin merkezî bir otorite tarafından yönetildiği devletçi düzen. Proudhon’un mutualizm diye anılan yaklaşımı bu ikiliğin arasına değil, dışına çıkmaya çalışır. İnsanların ürün ve hizmetleri değiş tokuş edebildiği, küçük mülkiyet ve bağımsız girişimin var olduğu; fakat kimsenin sırf sermaye, toprak veya kredi üzerindeki ayrıcalığı sayesinde başkasının emeğinden sürekli gelir elde edemediği bir ekonomi hayal eder. Bu düşünce bugün eksiksiz bir reçete sunmasa da piyasa ile kapitalizmin aynı şey olup olmadığını sormamıza yardım ediyor.

Karşılıklılık basit takas değildir

Karşılıklılık denildiğinde akla “Ben sana yardım ederim, sen de bana yardım edersin” biçiminde doğrudan bir alışveriş gelebilir. Oysa toplumsal hayat her ilişkinin anında ve eşit miktarda geri ödendiği bir hesap defteriyle sürdürülemez. Çocuğa verilen bakım yıllar sonra başka birine dönebilir; mahallede bugün yardım alan yarın başka bir yükü üstlenebilir. Karşılıklılık, her hareketin bire bir karşılığından çok kimsenin sürekli veren, kimsenin sürekli alan konumuna mahkûm edilmediği bir ilişki arar.

Proudhon açısından sorun değişimin kendisi değil, tarafların eşitsiz güçle masaya oturmasıdır. Toprağa, üretim aracına veya krediye erişimi kontrol eden kişi, karşı tarafın ihtiyacından yararlanarak emeğinden daha büyük pay alabilir. Sözleşme gönüllü görünür; ama biri bekleyebilirken diğeri aç kalacaksa fiyat özgür pazarlıkla oluşmaz. Mutualizm, değişimi kaldırmak yerine ayrıcalıkları azaltarak tarafların gerçekten karşılıklı bir ilişki kurabileceği koşulları düşünür.

Kredi neden siyasi bir meseledir?

Üretmek isteyen insan çoğu zaman başlangıç kaynağına ihtiyaç duyar. Aracı, dükkânı veya ham maddeyi satın almak için krediye erişemediğinde sermaye sahibine bağımlı kalır. Proudhon bu nedenle karşılıklı kredi fikrine büyük önem verir. Üyelerin birbirinin üretim kapasitesini güvence saydığı, kredinin kâr aracı değil ortak kolaylık olarak düzenlendiği kurumlar, faiz ve tekel gücünü azaltabilirdi.

Bugün kooperatif bankaları, dayanışma fonları ve topluluk finansmanı bu fikrin bazı izlerini taşır. Fakat finansman ortak ad taşıdığı için otomatik olarak adil olmaz. Krediyi kimin alacağına dar bir yönetim karar veriyorsa, risk güçsüz üyelere aktarılıyor veya borç alan kişi topluluğun ahlaki baskısına teslim oluyorsa yeni bir bağımlılık doğabilir. Karşılıklı kurumun gerçek ölçüsü, yalnız kâr dağıtmaması değil; kararların açık, itiraz edilebilir ve eşit katılıma uygun olmasıdır.

Piyasa kapitalizm olmadan yaşayabilir mi?

Kapitalizm eleştirisi çoğu zaman her türlü piyasanın reddiyle eş tutuluyor. Mutualizm ise insanların farklı ihtiyaç ve tercihlerinin merkezden hesaplanamayacağını, yatay değişimin bir özgürlük alanı sağlayabileceğini düşünür. Küçük üreticiler, zanaatkârlar ve kooperatifler ürünlerini değiş tokuş eder; fiyatlar tek bir planlama makamı yerine ilişkiler içinde oluşur. Ancak rant, tekel, mirasla büyüyen servet ve başkasının emeğinden gelir sağlayan mülkiyet sınırlandırılır.

Buradaki güçlük, küçük farkların zamanla yeniden büyük eşitsizliğe dönüşebilmesidir. Daha verimli, şanslı veya başlangıçta avantajlı olan bir işletme büyüyebilir; ağ etkisi ve teknoloji yeni tekeller yaratabilir. Herkesin eşit başladığı varsayılsa bile hastalık, bakım yükü ve coğrafya aynı sonucu vermez. Bu nedenle yalnız “adil değişim” yeterli değildir. Ortak güvence, yeniden dağıtım ve temel ihtiyaçların piyasa pazarlığından korunması olmadan karşılıklılık, güçlülerin daha kibar piyasasına dönüşebilir.

Kooperatif ortaklık demek mi?

Mutualist düşüncenin günümüzdeki en somut karşılıklarından biri çalışan kooperatifleridir. İşletmenin sahibi ve yöneticisi çalışanlar olduğunda emek ile karar gücü arasındaki kopukluk azalabilir. Kazancın nasıl kullanılacağına, ücret farklarına ve çalışma koşullarına birlikte karar verilmesi işyerini küçük bir demokrasiye dönüştürebilir. İnsan yalnız emeğini satan değil, üretimin yönünü belirleyen ortak hâline gelir.

Yine de tabela tek başına ilişkiyi değiştirmez. Bilgi birkaç deneyimli kişinin elinde toplanabilir, toplantılara katılacak zamanı olmayanlar sessiz kalabilir ve piyasa baskısı kooperatifi sıradan şirketler kadar yoğun çalışmaya zorlayabilir. Ortakların kendi kendilerini sömürmesi bile mümkündür. Kooperatifin özgürleştirici olması için karar bilgisinin paylaşılması, görevlerin dönüşmesi, bakım yükünün hesaba katılması ve verimlilik adına insan hayatının yeniden feda edilmemesi gerekir.

Karşılıklılığın unutmaması gerekenler

Karşılıklılık, yardımın lütfa ve alan kişinin minnet borcuna dönüşmesine karşı güçlü bir ilkedir. İnsanları devlete, patrona veya hayır sahibine bağımlı bırakmadan ihtiyaçların ortakça karşılanabileceğini hatırlatır. Fakat her ilişkiyi dengeli alışverişe indirmek, bakıma daha çok ihtiyaç duyanları haksız gösterebilir. Çocuk, hasta, yaşlı veya engelli insan aynı miktarda karşılık veremeyebilir. Adalet bazen eşit değişim değil, ihtiyaca göre karşılıksız destek gerektirir.

Bu nedenle mutualizmi kapalı bir ekonomik modelden çok bir soru olarak okumak daha verimli olabilir: Bir ilişki tarafları eşit ve özerk kılıyor mu, yoksa birini diğerinin kaynağına bağlı mı bırakıyor? Katkının karşılığı üzerinde kim karar veriyor? Ortak kurumlar üyelerinin denetiminde mi? Kimse sırf mülkiyet veya para üzerindeki ayrıcalığı nedeniyle başkasının geleceğini belirleyebiliyor mu? Karşılıklılık bütün cevapları vermiyor; fakat ekonomi dediğimiz şeyin yalnız verimli değişim değil, insanların birbirine hangi koşullarla bağlandığı meselesi olduğunu açık biçimde gösteriyor.

Paylaş

Bu yazı yalnızca bu dilde mevcut.

Yorumlar · Yorum yok

Yorum yapmak için giriş yapın.

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Bülten

Yeni yazılardan haberdar olmak için e-posta adresinizi bırakın.