Aykırı Medya

Yatay Örgütlerde Görünmez Liderlik Nasıl Oluşuyor?

“Bizde başkan yok.” Bu cümle ilk duyulduğunda ferahlatıcı. Kimsenin makamı, özel odası, ayrı oy hakkı yok. Herkes toplantıya katılabiliyor, kararlar birlikte alınıyor.

“Bizde başkan yok.” Bu cümle ilk duyulduğunda ferahlatıcı. Kimsenin makamı, özel odası, ayrı oy hakkı yok. Herkes toplantıya katılabiliyor, kararlar birlikte alınıyor. Sonra birkaç ay geçiriyorsunuz ve bazı şeyleri fark etmeye başlıyorsunuz: Gündemi hep aynı kişi hazırlıyor. Bir anlaşmazlık çıktığında herkes iki eski üyenin yüzüne bakıyor. Yeni gelenler konuşmadan önce kimlerin ne düşündüğünü anlamaya çalışıyor. Resmî lider yok; merkezin kendisi görünmez.

Yatay örgütlenmenin en zor yanı belki tam burada. Açık hiyerarşiyi kaldırmak mümkün, ama insanların deneyim, zaman, güven, hitabet ve ilişki ağı arasındaki farkları ortadan kaldırmak mümkün değil. Bu farklar konuşulmadığında güç kaybolmuyor; yalnız adı kayboluyor.

Gündemi hazırlamak küçük bir iş değil

Toplantının teknik işlerinden biri gündem hazırlamak. Hangi konu önce konuşulacak, hangisine yirmi dakika ayrılacak, hangi öneri sonraki haftaya kalacak? Bunlar tarafsız düzenleme gibi görünür.

Oysa toplantının üçüncü saatinde herkes aynı enerjiye sahip değil. İlk konu uzun sürerse son konu aceleye gelir. Bir önerinin başlığı nasıl yazılmışsa insanlar onu o çerçevede tartışır. Gündemi belirleyen kişi karar vermiyor olabilir; kararın hangi yoldan alınacağını güçlü biçimde etkiler.

Bu nedenle görünmez liderlik çoğu zaman büyük yetkiden değil, sürekli küçük görevlerden doğar. Toplantıyı açmak, notu tutmak, yeni geleni karşılamak, dış yazışmayı yapmak… Aynı kişi bu işleri uzun süre yürüttüğünde kurumun kavşağı haline gelir.

Kurucu olmak neden özel bir statü yaratıyor?

Bir topluluğun kuruluşunda emek verenlerin deneyimi başkalarından fazladır. Nelerin denendiğini, hangi kavganın neden çıktığını, kiminle nasıl ilişki kurulduğunu bilirler. Bu hafıza gerçekten değerlidir.

Fakat geçmiş bilgisi yalnız birkaç kişinin zihninde kaldığında kurucu üyeler istemeden kapı bekçisine dönüşebilir. Yeni öneri “bunu daha önce denedik” diye kapanır. Yeni insan nedenini tam öğrenemez; deneyime saygı göstermesi beklenir.

Bir süre sonra “resmî ayrıcalık yok” denirken kıdem görünmez ayrıcalık üretir. Yeni gelen aynı oy hakkına sahip ama aynı bağlama sahip değildir.

Arşiv, açık karar kaydı ve gerçek görev devri burada yalnız organizasyon tekniği değil, iktidarın hafızayla birleşmesini önleyen araçlar olabilir.

En iyi konuşan neden en çok etkili oluyor?

Toplantıda bazı insanlar daha hızlı düşünüyor, kavramlara daha hâkim, çatışmadan daha az korkuyor. Cümlesini iyi kuran kişinin fikri de daha iyiymiş gibi algılanabilir.

Bu özellikle politik veya teorik topluluklarda belirgin. Doğru kavramı bilmemek insanı sessizleştirebilir. Yeni katılan kişi aslında güçlü bir deneyim getirir ama onu grubun alıştığı dille ifade edemediği için yeterince ciddiye alınmaz.

Hiç kimse “sen konuşamazsın” demez. Buna gerek kalmaz. İnsan kendi kendine “Ben yeterince bilmiyorum” der.

Bilgi özgürleştirici olabilir; bilgi dili giriş kapısına dönüştüğünde yeni bir hiyerarşi üretir.

Bakım emeği iktidar üretmiyor, yorgunluk üretiyor

Yatay örgütlerde görünmez başka bir iş bölümü de var. Birileri toplantıda strateji konuşurken birileri mekânı açıyor, çayı hazırlıyor, kırılan ilişkiyi onarıyor, tartışmadan sonra insanları arıyor, yeni gelenin çekingenliğini fark ediyor.

Bu işler topluluğu ayakta tutuyor ama çoğu zaman karar gücü veya prestij üretmiyor. Tam tersine, bakım emeğini üstlenen kişi toplantı bitene kadar yoruluyor ve stratejik tartışmaya daha az enerji bırakıyor.

Böylece resmî görev eşitliği içinde tanıdık toplumsal roller geri gelebiliyor. Yataylık, görünmeyen emeği görünür kılmadığında eski hiyerarşiyi yeni sözlükle sürdürebilir.

Karizma makamdan daha zor mu denetlenir?

Resmî liderin yetkisi en azından yazılı olabilir. Ne kadar süre görevde, hangi kararı verebilir, nasıl değişir? Karizmatik veya gayriresmî lider için böyle sınırlar yoktur. İnsanlar ona güvenir, fikrini merak eder, onsuz karar almak istemez.

Bu kişi yetki istememiş bile olabilir. Grubun kendisi onu merkeze taşıyabilir. Sonra kişi geri çekilmek istese bile “sen olmadan olmaz” denir.

Görünmez liderliğin en tuhaf yanı budur: Bazen gücü kullanan kadar gücü sürekli ona bırakan topluluk tarafından da üretilir. İnsanlar sorumluluğu paylaşmadığında birilerinin ağırlığı artar.

Bu durum güçlü kişiyi suçlamakla çözülemez. Yapı aynı kaldığında başka biri aynı boşluğu doldurur.

“Yatayız” demek eleştiriyi zorlaştırabilir

Bir kurum kendisini hiyerarşik sayıyorsa “Yönetici fazla güç kullanıyor” demek anlaşılır bir eleştiridir. Yatay toplulukta ise “Burada birileri fazla güçlü” dediğinizde ilk cevap “Ama kimsenin yetkisi yok” olabilir.

Tam da bu nedenle görünmez güç daha korunaklı hale gelir. Adı yoksa sorumlusu da yoktur.

Yataylığın canlı kalması belki kendisini tamamlanmış bir özellik gibi görmemesine bağlı. “Biz yatayız” yerine “Nerede yeniden merkez oluşuyor?” diye bakmak daha dürüst olabilir.

Görevlerin dönüşmesi, arşivin açılması, kolaylaştırıcının değişmesi, sessiz insanların farklı biçimlerde katılabilmesi işe yarayabilir. Ama bunlar da bir kez yapılıp biten çözümler değil. Yeni alışkanlık yeni merkezi doğurabilir.

Başkanın olmaması güzel bir başlangıç olabilir. Fakat başkanlık bazen bir koltuk değildir; herkesin sürekli dönüp baktığı kişi veya küçük çevredir.

Merdiveni kaldırmak, insanların birbirinin omzuna basmasını otomatik olarak engellemiyor.

Paylaş

Bu yazı yalnızca bu dilde mevcut.

Yorumlar · Yorum yok

Yorum yapmak için giriş yapın.

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Bülten

Yeni yazılardan haberdar olmak için e-posta adresinizi bırakın.

Çerezler. Ziyaret istatistiklerini tutmak için çerez kullanıyoruz. Reddetseniz de siteyi olduğu gibi okuyabilirsiniz. Gizlilik ve Çerez Politikası