Aykırı Medya
Cinsiyet ve Kimlik

Bakım Emeği ve Görünmeyen İş

Bakım emeğinin görünmezliği tam da burada: sonucuna ihtiyaç duyuyoruz ama onu üreten zamanı, dikkati ve yorgunluğu iş saymakta zorlanıyoruz. Bir toplumun özgürlüğü, bağımlılık anlarını ne kadar adil taşıdığıyla da ölçülür.

Hayatın sürmesi için her gün sayısız iş yapılıyor. Çocukların karnı doyuyor, yaşlıların ilaçları takip ediliyor, ev temizleniyor, hasta birinin başında bekleniyor, insanların doğum günleri hatırlanıyor, kırılan ilişkiler onarılıyor. Bu işler yapılmadığında eksiklik hemen hissediliyor; yapıldığında ise çoğu zaman sanki kendiliğinden olmuş gibi davranılıyor. Bakım emeğinin görünmezliği tam da burada: Sonucuna ihtiyaç duyuyoruz ama onu üreten zamanı, dikkati ve yorgunluğu iş saymakta zorlanıyoruz.

Bakım yalnızca sevgi değildir, fakat sevgiden bütünüyle ayrı da değildir. Bir yakınımıza şefkatle baktığımızda yaptığımız işi ücret hesabına indirgemek istemeyebiliriz. Ne var ki emeğin sevgiyle verilmesi, onun bedensel ve zihinsel bir maliyeti olmadığı anlamına gelmez. “Seviyorsan yaparsın” cümlesi, bakım veren kişinin sınırını konuşmayı ayıp hâline getirdiğinde sevgi kolayca zorunluluğun dili olur.

İş sayılmayan iş

Ekonomiyi çoğunlukla ücret karşılığı yapılan üretim üzerinden düşünüyoruz. Fabrikada üretilen ürün, ofiste hazırlanan rapor ve piyasada satılan hizmet hesaplara giriyor. Oysa bu işleri yapan insanların ertesi gün yeniden çalışabilmesi için yemek, uyku, temizlik, duygusal destek ve çocuk bakımı gerekiyor. Ev içindeki bakım, ücretli ekonominin dışında görünse de onun her gün yeniden kurulmasını sağlıyor.

Bir işin piyasada ücret karşılığı yapılınca “meslek”, evde yapılınca “doğal görev” sayılması çelişkiyi açık eder. Çocuk bakıcısı, temizlik görevlisi, hemşire ya da yaşlı bakıcısı çalışıyor kabul edilir; aynı işi aile içinde yapan kişi çoğu zaman yalnızca sorumluluğunu yerine getirmiş sayılır. Ücretli bakım işlerinde çalışanların da çoğunlukla düşük ücret ve güvencesizlikle karşılaşması, bakımın toplumsal olarak ne kadar değersizleştirildiğini gösterir.

Zihinsel yük: Yapmaktan önce fark etmek

Bakım emeği yalnızca görünen işleri tamamlamak değildir. Buzdolabında neyin bittiğini fark etmek, çocuğun okul gününü hatırlamak, doktor randevusunu ayarlamak, evdeki herkesin ihtiyacını önceden düşünmek gibi bir zihinsel takip de vardır. Bu yük, kişi koltukta otururken bile devam edebilir. Yapılacaklar listesi zihnin arka planında sürekli çalışır; dinlenme zamanı bütünüyle dinlenmeye dönüşmez.

“Söyleseydin yapardım” cümlesi bu yüzden sorunu çözmeyebilir. Çünkü görevin tarif edilmesi, dağıtılması ve sonucunun kontrol edilmesi yine aynı kişiye bırakılır. Gerçek paylaşım yalnızca verilen işi yapmak değil, ihtiyacı fark etme ve sorumluluğunu baştan sona üstlenme kapasitesini de paylaşmaktır. Aksi hâlde bir kişi evin yöneticisi, diğeri zaman zaman yardım eden çalışan gibi kalır.

Duyguların bakımını kim yapıyor?

İnsanlar yalnızca yemek ve temizlikle yaşamıyor. Bir ailede ya da arkadaş çevresinde gerginliği fark eden, kırılan kişiyi arayan, herkesin sözünü dinleyen ve ortamı yumuşatan biri vardır. Bu duygusal emek çoğu zaman kadınlardan beklenir. Erkeklerin öfkesini yönetmek, çocukların korkusunu yatıştırmak, akrabalar arasındaki bağı sürdürmek kadınlığın doğal yeteneği gibi anlatılabilir.

Oysa sürekli başkalarının duygusuna yer açan kişinin kendi öfkesi, yalnızlığı ve yorgunluğu nereye gidecek? Bakım verenin de bakım almaya ihtiyacı vardır. Duygusal emeği görünür kılmak, her yakın konuşmayı hesap tablosuna çevirmek değildir. Bir ilişkide kimin sürekli dinlediğini, kimin rahatça dağılıp toparlanmayı başkasına bıraktığını fark etmektir. Karşılıklılık tam eşit dakika hesabı değil, yükün tek kişinin karakteriymiş gibi sabitlenmemesidir.

Bakımın sınıfsal zinciri

Geliri yüksek aileler bakım yükünün bir kısmını ücretli çalışanlara devredebilir. Fakat bu çözüm, bakım sorununu ortadan kaldırmaktan çok başka bir kadına aktarabilir. Ev işçisi kendi çocuğunu bir yakınına bırakıp başka bir ailenin çocuğuna bakabilir; göçmen bir kadın yaşlı bakımı için kendi ailesinden aylarca uzak kalabilir. Bir kadının iş hayatına katılması, başka bir kadının düşük ücretli ve güvencesiz emeğine dayanıyorsa eşitliğin bedeli aşağıya doğru itilmiş olur.

Bu nedenle bakım yalnızca aile içinde görev paylaşımı meselesi değildir. Kamusal kreş, erişilebilir sağlık ve yaşlı bakım hizmetleri, makul çalışma saatleri, ebeveyn izni ve sosyal güvence olmadan özel çözümler eşitsizliği yeniden üretir. Bakımı ortak bir toplumsal sorumluluk olarak görmek, aile bağlarını zayıflatmaz. Tam tersine, sevgiyi zorunlu ve sınırsız hizmet verme baskısından kurtarabilir.

Görünür kılmak yetmez, paylaşmak gerekir

Son yıllarda “görünmeyen emek” daha çok konuşuluyor. Fakat bir işi takdir etmek ile yükünü paylaşmak arasında önemli fark var. “Sen olmasan bu ev dönmez” sözü kulağa değer verme gibi gelebilir; bazen de bütün düzenin aynı kişinin omzunda kalacağını ilan eder. Bakım verenin fedakârlığını övmek, onun dinlenme ve kendi hayatını kurma hakkını sağlamıyorsa görünürlük yeni bir romantikleştirmeye dönüşür.

Bakım emeğini paylaşmak, herkesin her işi aynı biçimde yapması demek değil. İnsanların zamanı, becerisi ve ihtiyacı farklı olabilir. Önemli olan görevlerin cinsiyete göre doğal sahipler bulmaması, kararların birlikte alınması ve bakım veren kişinin vazgeçilmezliğe mahkûm edilmemesidir. Bir toplumun özgürlüğü yalnızca insanların ne kadar bağımsız olduğuyla değil, bağımlılık anlarını ne kadar adil taşıdığıyla da ölçülür. Çünkü hayat, güçlü ve üretken olduğumuz zamanlardan ibaret değildir; hepimiz bir gün bakıma ihtiyaç duyarız.

Bakımın paylaşılması yalnız görev çizelgesi hazırlamakla da tamamlanmaz. Bir işi yapmak kadar onu fark etmek, zamanını planlamak, gerekli kişileri aramak ve aksadığında sorumluluğunu taşımak vardır. Evde “Söyleseydin yapardım” diyen kişi fiziksel görevi paylaşmaya hazır görünebilir; fakat yöneticilik ve hatırlatma yükünü yine başkasında bırakır. Gerçek paylaşım, görünmeyen zihinsel emeği de devralmayı ve ihtiyaç ortaya çıkmadan sorumluluk almayı gerektirir.

Kamusal bakım hizmetleri bu yükü evden dışarı çıkarabilir, fakat bakım çalışanlarının düşük ücretli ve güvencesiz bırakılması sorunu yalnız başka kadınlara aktarır. Kreşin, yaşlı bakımının ve ev hizmetlerinin erişilebilir olması kadar bu işleri yapanların çalışma koşulları da önemlidir. Özgürlük, bazı insanların kariyerini başkalarının görünmez fedakârlığı üzerine kurmamalıdır. Bakımı ortak bir toplumsal sorumluluk saymak, hem alanın hem verenin söz ve dinlenme hakkını güvenceye almak demektir.

Paylaş

Yorumlar · Yorum yok

Yorum yapmak için giriş yapın.

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Bülten

Yeni yazılardan haberdar olmak için e-posta adresinizi bırakın.