Aykırı Medya
Otorite ve İktidar

Foucault: İktidar Her Yerdeyse Direniş Nerede?

İktidar tek bir merkezden yayılmaz; okulda, hastanede, iş yerinde gündelik ilişkilerin içinde üretilir. Her yerdeyse, direniş için tek bir merkez aramak da gerekmez.

İktidarı yalnızca devlet başkanında, poliste, patronda veya aile reisinde aramaya alışığız. Onu yukarıda duran, emir veren ve gerektiğinde zor kullanan bir güç olarak düşünüyoruz. Michel Foucault ise iktidarın tek bir merkezden topluma yayılan bir şey olmadığını, gündelik ilişkilerin içinde üretildiğini söylediğinde bu alışkanlığı bozdu. Hastane, okul, hapishane, kışla, aile, cinsellik ve bilgi üretimi onun için siyasetin dışındaki alanlar değildi. İnsanların nasıl sınıflandırıldığını, izlendiğini ve normalleştirildiğini gösteren iktidar düzenekleriydi.

Sahip olunan değil, işleyen bir ilişki

Foucault’nun iktidarı birinin cebinde taşıdığı mülk gibi ele almaması önemlidir. Yönetici değiştiğinde bütün güç ilişkileri sona ermez; çünkü iktidar kurallarda, mesleki bilgilerde, mimaride ve insanların birbirine bakışında yaşamaya devam eder. Öğretmen öğrenciyi değerlendirirken, doktor bedeni normale göre sınıflandırırken, şirket çalışanı performans puanına dönüştürürken iktidar işler.

Bu yaklaşım, herkesin eşit ölçüde güçlü olduğu anlamına gelmez. Devletin, sermayenin ve kurumların elinde çok daha ağır araçlar bulunur. Fakat bu araçlar gündelik hayattaki küçük ilişkilerle birleşmeden etkili olamaz. İnsanlar kuralları uygular, birbirini denetler ve normal kabul edilene uymayanları dışlar. İktidar yalnızca baskı yapanların niyetiyle değil, olağan davranışların tekrarıyla da üretilir.

İktidar yalnızca yasaklamaz

İktidarın yalnızca “hayır” diyen bir kuvvet olmadığını görmek Foucault’nun en rahatsız edici katkılarından biridir. İktidar kimlikler, bilgiler ve davranış biçimleri de üretir. Kimin sağlıklı, başarılı, tehlikeli, üretken veya normal olduğunu tanımlar. İnsanlar bu tanımların içinde kendilerini görmeye başlar ve kendilerine uygun davranışlar geliştirir.

Okul çocuğa yalnızca bilgi vermez; zamanını bölmeyi, sıraya girmeyi, izin istemeyi ve değerlendirilmeyi öğretir. İşyerindeki performans sistemi yalnızca çalışanı ölçmez; hangi davranışın değerli olduğunu da belirler. Sosyal medya yalnızca ifade alanı açmaz; görünür olmak için nasıl konuşmamız ve kendimizi nasıl sunmamız gerektiğini şekillendirir. İktidar bizi yalnızca sınırlandırmaz, belirli türden insanlar hâline getirir.

Her yerdeyse yenilmez mi?

İktidarın her ilişkide bulunabileceğini söylemek ilk anda umutsuzluk yaratabilir. Dışına çıkabileceğimiz temiz bir alan yoksa direniş nereden başlayacaktır? Foucault’nun cevabı, iktidar ilişkilerinin bulunduğu her yerde karşı koyma ihtimalinin de bulunduğudur. Çünkü iktidar tek yönlü ve tamamlanmış bir hâkimiyet değil, davranışların birbirini etkilemeye çalıştığı hareketli bir ilişkidir.

Direniş bu yüzden yalnızca saraya yürümek veya devleti ele geçirmek değildir. Hastanın kendi bedeni hakkında söz istemesi, öğrencilerin değerlendirme biçimini sorgulaması, çalışanların performans ölçütlerini birlikte reddetmesi ve insanların kendilerine dayatılan kimlikleri dönüştürmesi de direniştir. Bunlar küçük oldukları için önemsiz değildir; iktidarın işlediği noktaya dokundukları için siyasidir.

Direnişin de iktidarı olabilir

İktidarı dağıtılmış bir ilişki olarak görmek, muhalif hareketlerin kendilerini masum ilan etmesini de zorlaştırır. Devlete karşı çıkan bir örgüt kendi içinde katı bir hiyerarşi kurabilir. Özgürlük isteyen topluluk farklı düşünene tahammül etmeyebilir. Sözü sürekli aynı kişiler alıyor, bilgi birkaç elde tutuluyor ve eleştiri sadakatsizlik sayılıyorsa alternatif yapı eski iktidarı başka adla yeniden üretebilir.

Bu nedenle direniş yalnızca hedef aldığı güce değil, kendi ilişkilerine de bakmalıdır. Kararlar nasıl alınıyor? Görünmeyen emek kimin üzerinde? Kim rahatça konuşabiliyor, kim susuyor? Liderlik kalıcı ayrıcalığa dönüşüyor mu? İktidarın her yerde bulunduğu düşüncesi mücadeleyi anlamsızlaştırmaz; mücadeleyi daha dürüst ve dikkatli olmaya zorlar.

Başka türlü olabileceğimizi görmek

Foucault hazır bir özgür toplum modeli sunmaz. Bu eksiklik kimi okurlar için hayal kırıklığıdır; ama aynı zamanda tek bir kurtuluş reçetesinin yeni bir otoriteye dönüşmesini önleyen bir ihtiyat taşır. Onun yaklaşımı, bugün doğal ve kaçınılmaz gördüğümüz kurumların tarih içinde kurulmuş olduğunu gösterir. Kurulmuş olan değiştirilebilir.

Direnişin ilk adımı bazen büyük bir cevap vermek değil, mevcut cevabın nasıl üretildiğini sormaktır. Neden bu davranış normal, diğeri sapma sayılıyor? Bu ölçütü kim koydu? Toplanan bilgi kime hizmet ediyor? Bizi tanımlayan dosyaya itiraz edebilir miyiz? Bu sorular iktidarın görünmezliğini bozar.

İktidar her yerdeyse direniş için tek bir merkez aramak zorunda değiliz. Gündelik hayatın içinde itaatin üretildiği her nokta, ilişkinin başka türlü kurulabileceği bir başlangıç olabilir. Mesele iktidardan tamamen arınmış bir yer bulmak değil; hiçbir ilişkinin sorgulanamaz, değiştirilemez ve tek yönlü hâle gelmesine izin vermemektir.

Paylaş

Bu yazı yalnızca bu dilde mevcut.

Yorumlar · Yorum yok

Yorum yapmak için giriş yapın.

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Bülten

Yeni yazılardan haberdar olmak için e-posta adresinizi bırakın.