Aykırı Medya
Otorite ve İktidar

Modern Gözetimin Gündelik Biçimleri

Ücretsiz görünen hizmetlerde ödeme para yerine dikkat ve veriyle yapılır. Sorun yalnızca birilerinin bizi izlemesi değil; bakışın hayatımızı düzenlerken kendisini görünmez kılmasıdır.

Gözetim artık yalnızca devletin gizli servisleriyle veya duvarlardaki kameralarla ilgili değil. Sabah telefonun alarmını kapattığımız anda başlayan, gün boyunca kartlarımızdan uygulamalarımıza uzanan bir veri izi bırakıyoruz. Haritada yol arıyor, turnikeden geçiyor, alışveriş yapıyor, mesajlaşıyor ve video izliyoruz. Bu işlemlerin her biri küçük ve sıradan görünüyor; fakat bir araya geldiklerinde nerede bulunduğumuzu, ne istediğimizi ve hangi davranışa yatkın olduğumuzu gösteren ayrıntılı bir portre oluşuyor.

Kolaylık karşılığında verilenler

Dijital hizmetler hayatı gerçekten kolaylaştırıyor. Kaybolmadan yol buluyor, uzaktaki insanlarla konuşuyor ve birkaç saniyede ihtiyacımız olan bilgiye ulaşıyoruz. Sorun kolaylığın kendisi değil, bedelinin belirsizliğidir. Ücretsiz görünen hizmetlerin çoğunda ödeme para yerine dikkat ve veriyle yapılır. Kullanıcı hangi bilginin toplandığını, başka verilerle nasıl birleştirildiğini ve ne kadar süre saklandığını çoğu zaman bilmez.

Rıza metinleri bu ilişkiyi eşit bir anlaşma hâline getirmez. Sayfalarca hukuk diliyle yazılmış koşulları reddettiğimizde hizmete erişemiyorsak gerçek bir pazarlık yürütmüyoruz. Üstelik tek bir uygulamadan uzak durmak mümkün olsa bile dijital hayatın tamamından çekilmek iş, eğitim ve toplumsal ilişkilerden dışlanmak anlamına gelebilir.

İşyerinde ölçülen hayat

Gözetimin en hızlı genişlediği alanlardan biri çalışma hayatıdır. Kart basma kayıtları, ekran görüntüleri, klavye hareketleri, konum bilgileri ve müşteri puanları çalışanın performansını ölçmek için kullanılabiliyor. Kuryenin rotası, çağrı merkezi çalışanının konuşma süresi ve uzaktan çalışanın çevrimiçi kaldığı dakika ayrıntılı biçimde izleniyor.

Bu sistemler verimlilik sağladığını iddia ederken insanın çalışma koşullarını sayılara indirger. Trafik, bakım sorumluluğu, müşterinin tutumu ve işin görünmeyen zorluğu puanın dışında kalabilir. Ölçülen kişi, işi iyi yapmaktan çok sistemin iyi saydığı işaretleri üretmeye yönelir. Gözetim davranışı kaydetmekle kalmaz; hangi davranışın yaşayabileceğini de belirler.

Birbirimizi gözetmeye alışmak

Modern gözetimin tamamı yukarıdan gelmiyor. Sosyal medyada insanlar birbirinin geçmiş paylaşımlarını tarıyor, görüntüleri izinsiz yayıyor ve davranışları kalabalığın yargısına sunuyor. Ebeveyn çocuğunu, eşler birbirini, çalışanlar iş arkadaşlarını konum bilgileri üzerinden takip edebiliyor. Güvenlik veya yakınlık amacıyla başlayan uygulama, sürekli hesap verme beklentisine dönüşebiliyor.

“Saklayacak bir şeyin yoksa neden rahatsız oluyorsun?” sorusu mahremiyeti suçla ilişkilendirir. Oysa insanın yalnız kalma ve farklı ilişkilerde farklı yanlarını yaşama hakkı vardır. Sürekli görünürlük dürüstlük üretmek zorunda değildir; insanları kabul edilebilir davranışları sergilemeye zorlayabilir. Mahremiyet kötülüğün saklandığı yer değil, benliğin deneme ve değişme alanıdır.

Algoritmanın sessiz yönlendirmesi

Toplanan veri yalnızca geçmişi kaydetmek için kullanılmaz; gelecekte ne yapacağımızı tahmin etmek ve davranışımızı yönlendirmek için işlenir. Hangi içeriği göreceğimiz, hangi ürünün önümüze çıkacağı ve hangi bildirimin ne zaman gönderileceği kişisel profilimize göre belirlenir. Karar hâlâ bize ait görünür ama seçim ortamı başkalarının hedeflerine göre düzenlenmiştir.

Bu yönlendirme mutlak olmak zorunda değildir. Bir şirketin insanların yüzde birkaçının davranışını değiştirebilmesi büyük ekonomik ve siyasal değer yaratabilir. Amaç herkesin iradesini ele geçirmek değil, yeterince insanı yeterince sık istenen yöne doğru itmektir. Gözetim bu nedenle bilgi toplamanın ötesinde bir davranış yönetimi teknolojisine dönüşür.

Güvenlik bahanesi ne kadar genişleyebilir?

Kameralar, yüz tanıma sistemleri ve büyük veri analizleri suçla mücadele veya kamu güvenliği gerekçesiyle yaygınlaştırılır. Gerçek tehlikeler karşısında teknoloji kullanmak anlaşılabilir. Fakat olağanüstü bir amaçla kurulan altyapı, daha sonra sıradan yurttaşların hareketlerini izlemek için kullanılabilir. Bir kez toplanmaya başlanan verinin yeni amaçlara açılması son derece kolaydır.

Gözetimin etkisini yalnızca kaç suçun önlendiğiyle ölçemeyiz. Yanlış tanınan, hatalı biçimde şüpheli sayılan veya yalnızca belirli bir toplumsal gruba ait olduğu için daha fazla izlenen insanların bedelini de görmek gerekir. Güvenlik herkese eşit dağılmadığı gibi gözetimin yükü de eşit dağılmaz.

Mahremiyet bireysel ayar değildir

Telefon ayarlarını değiştirmek, bildirimleri kapatmak ve daha dikkatli uygulamalar seçmek yararlı olabilir. Fakat gözetim sorunu yalnızca bireysel tedbirlerle çözülemez. İnsanların sürekli okuyup anlaması beklenirken şirketler veriyi toplamak için uzman ekipler ve büyük bütçeler kullanıyor. Bu eşitsiz ilişkiyi kişisel uyanıklığa bırakmak sorumluluğu yanlış yere yükler.

Veri toplamanın sınırlanması, açık amaçlara bağlanması ve bağımsız biçimde denetlenmesi gerekir. İnsanlar otomatik kararlara itiraz edebilmeli, kendileri hakkında tutulan bilgiyi görebilmeli ve sistemi kullanmak için gereksiz mahremiyet kaybına zorlanmamalıdır. Modern gözetim gündelik hayatın içine yerleştiği için ona karşı özgürlük de gündelik bir hak olarak kurulmalıdır. Sorun yalnızca birilerinin bizi izlemesi değil, bakışın hayatımızı düzenlerken kendisini görünmez kılmasıdır.

Paylaş

Bu yazı yalnızca bu dilde mevcut.

Yorumlar · Yorum yok

Yorum yapmak için giriş yapın.

  • Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Bülten

Yeni yazılardan haberdar olmak için e-posta adresinizi bırakın.