Anarşizm Nedir, Ne Değildir?
“Anarşizm” kelimesi gündelik dilde pek şanslı değil. Bir kavga çıktığında, sokakta cam kırıldığında, bir kurumda işler karıştığında ya da kimsenin ne yapacağını bilmediği bir ortam oluştuğunda hemen onun adı anılıyor.
Bize doğal ve değişmez gösterilen kabulleri sorgulamanın yollarını araştırır. Eleştiriyi yalnız karşı çıkmak değil; bir düşüncenin dayanaklarını, çıkarlarını ve görünmeyen sonuçlarını ortaya çıkaran bir yöntem olarak ele alır.
“Anarşizm” kelimesi gündelik dilde pek şanslı değil. Bir kavga çıktığında, sokakta cam kırıldığında, bir kurumda işler karıştığında ya da kimsenin ne yapacağını bilmediği bir ortam oluştuğunda hemen onun adı anılıyor.
Bir meydanda çöp yığınları görülür, haber sunucusu “şehir anarşiye teslim oldu” der. Bir ülkede merkezi yönetim zayıflar, yorumcular “otorite boşluğu kaos getirdi” diye anlatır.
Eleştirel düşünce son yıllarda okul programlarından şirket eğitimlerine kadar her yerde karşımıza çıkan gösterişli bir ifade oldu.
Hayatımızın önemli bir kısmı, kimsenin açıkça savunmak zorunda kalmadığı kabuller üzerinde ilerliyor.
Hiyerarşi denildiğinde çoğumuzun aklına bir kurum şeması gelir: En üstte müdür, altında yöneticiler, daha aşağıda çalışanlar. Bu görüntü bize hiyerarşinin görev dağılımıyla ilgili teknik bir mesele olduğunu düşündürür.
Çevre sorunları hakkında konuşurken genellikle iki görüntü arasında gidip geliyoruz. Bir yanda plastik şişesini ayıran, bez çanta kullanan ve daha az su tüketmeye çalışan birey var.
İktidarı düşündüğümüzde gözümüz genellikle yukarıya gider. Devlet başkanı, bakan, patron, komutan, okul müdürü ya da aile reisi… Birinin emir verdiği, diğerinin itaat ettiği açık bir ilişki ararız.
Düşünce denetimi denildiğinde akla önce yasak kitaplar, sansür kurulları, kapatılan gazeteler ve açık propaganda gelir.
Bazı düşünceleri ağaç gibi kurmaya alışığız. Bir kök, ondan yükselen gövde, yukarı doğru ayrılan dallar… Bilginin bir başlangıç noktası, ana ilkesi ve doğru sırası olmalı.
Bir sorunla karşılaştığımızda içgüdüsel olarak merkezini arıyoruz. Bu kararı kim verdi, asıl sorumlu kim, çözüm hangi kurumdan çıkacak?
Aynı haberi güvendiğimiz biri paylaşınca ikna oluyor, sevmediğimiz biri söyleyince kanıt arıyoruz. Bir Bilgiye Neden İnanırız? sorusu tam burada gündelik hayatın içine giriyor.
Her resmî açıklamanın yalan, her yaygın bilginin kurgu olduğunu söylemek cesur bir kuşku gibi görünebiliyor. Şüphe Etmek Her Zaman Eleştirel Düşünmek midir?
Yeni yazılardan haberdar olmak için e-posta adresinizi bırakın.
Çerezler. Ziyaret istatistiklerini tutmak için çerez kullanıyoruz. Reddetseniz de siteyi olduğu gibi okuyabilirsiniz. Gizlilik ve Çerez Politikası